Kir |
Sadece ellerde birikmez kir, yüzeyde durmaz, derinin altına sızar. Dile, bakışa, hukuka, ekonomiye yerleşir. Ve en çok da “normal” denilen şeyin içinde saklanır.
Kaybolanlardan mı söz etmeli önce. Bir sabah okula giden ve akşam dönmeyenlerden, adı istatistikte bir satıra düşenlerden, dosyası “faili meçhul” diye kapatılanlardan… Yoksa çocuk bedenleri üzerinden haz devşiren, onu bir tüketim nesnesi gibi gören, canı yalnızca bir uyarıcıya indirgeyenlerden mi? Nereden başlamalı?
Kir, iştah gibidir, doydukça büyür. Önce bakar, sonra dokunur ve sahiplenir. “Benim hakkım, ben kazandım, ben seçildim” der. Ve bu cümleler kurulduğu anda insanlıktan bir parça daha düşer yere.
Bize “istisna” diye anlatılan her şey, aslında sistemin kendisidir. Birkaç sapkın masalı, düzenin üstünü örten toplumsal bir uyuşturucudur. Oysa rezaletler bireysel değil, sınıfsaldır, örgütlüdür, korunmuştur.
Epstein bir isim değil, bir........