menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aklımın Kıyısındaki Dalgalar

5 1
previous day

Kurşunî bir sabaha uyandım yine. Yağmur ha yağdı ha yağacak. Sıcak bir aydınlık aradım gündemin çatlaklarında. Geçmişe bakarak geleceği düşledim. Aklımın kıyılarına bazen küçük, bazen büyük dalgalar gibi cümleler vuruyordu. Bu med-cezir durumu bir rahat vermiyor, ağaç, su, toprak gibi kendi halimde durmaya.

Hayatın köşe başlarını, ana duraklarını kollamaktan ışıklı caddelerinin ve göz alıcı vitrinlerinin hep uzağında kaldım. Bir tercihten çok zorunluluktu bu… Tercih şansım olsa nasıl davranırdım, işte orasını bilemiyorum.

Her şeyin anlamını yitirdiği, değersizleştiği anlar vardır insanların hayatında. Bunu bize yapan yaşanmışlıklardır, geçmiştir, geçmişte yaşanıp tüketilmiş olanlardır. Böyle durumlarda tüm dünya sadece bir odadan ibarettir, oda da kafamızın içindedir… Kafamızın içinden kaçıp gidebileceğimiz bir yer yoktur üstelik, kaçıp da kendimizi kurtaracağımız bir yer…

Kolay ölümlerin, zor yaşamların olduğu bir memleket burası. Giderek de endişenin hâkim olduğu bir yer halini alıyor ülke. Halk tarafından kurtarıcı olduğu düşünülen, en azından bel bağlanan siyaset, geçtiği tüm yolları tahrip ediyor. Geri dönüşün imkânsız olduğunu gözümüze sokarcasına… Bu duruma şahitlik edip bir şeyler yapamamanın çaresizliğini yaşayan birey güçsüzleşiyor. Korkuyor. Görüyor, istiyor, hissediyor. Ama bir şey yapamıyor. Böyle olunca, gözlerimiz yüzümüzün ortasında iki açık yara gibi kalıyor, kulaklarımız iki küçük korku kuyusu, yüreğimiz göğsümüzün sol yanında sadece bir et parçası olarak sallanıyor… Sesimiz mi? Sesimiz, sönmüş bir yanardağdan geriye kalan lav kalabalığı gibi, tüm çekiciliğini ve ateşini çoktan yitirmiş oluyor zaten. Dışarıyı........

© Nokta Haber Yorum