Samimiyetin Bedeli
Samimiyetin Bedeli
Geçtiğimiz günlerde, tanınmış bir sanatçının lüks tüketim ve gösteriş üzerine yaptığı değerlendirmeler kamuoyunda geniş yankı buldu. İnsanların kullanmadıkları büyüklükte evlerde yaşamamaları, başkalarının saygısını kazanmak için pahalı sembollere ihtiyaç duymamaları gerektiğini savunuyordu.
Bu değerlendirmelerin işaret ettiği hakikat ise gerçekten dikkate değerdi.
Çünkü insanın değeri, sahip olduklarıyla değil; karakteriyle, ahlakıyla ve yaşadığı hayatla ölçülür. Saygınlık satın alınan bir şey değildir. Büyük evler, pahalı otomobiller, gösterişli takılar ya da lüks markalar insana itibar kazandırmaz. Bunlar olsa olsa maddi gücü gösterir; karakteri değil.
Ne var ki asıl mesele söylenen söz değildir.
Asıl mesele, o sözün hayatın içinde karşılığının olup olmadığıdır.
Çünkü insanın en etkili konuşması, hayatıdır.
Hayatın doğrulamadığı hiçbir söz, uzun süre insanları ikna edemez.
Toplum olarak belki de en büyük yorgunluğumuz burada başlıyor. Gösterişi eleştiren ama gösterişten beslenenlerle, sadeliği anlatan ama lüksü bir yaşam tarzı hâline getirenler arasındaki çelişki, güven duygusunu her geçen gün biraz daha aşındırıyor.
Söz ile hayat arasındaki mesafe büyüdükçe güven küçülüyor.
Bugün insanlar artık vaatlere değil,........
