menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalem Kırmak mı, Vicdanı Uyandırmak mı?

11 0
13.07.2026

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Bir zamanlar mahkeme salonlarında, idam hükmü açıklandıktan sonra hâkimin kalemini kırdığı anlatılırdı. Bu, hukuki bir zorunluluktan çok güçlü bir semboldü. Kimilerine göre verilen hükmün geri dönülmezliğini ifade ediyordu. Kimilerine göre ise hâkimin vicdanından yükselen sessiz bir niyazdı:

“Allah bana bir daha böyle ağır bir karar vermeyi nasip etmesin.”

Bugün böyle bir ritüel yoktur. Çünkü yürürlükteki hukuk sistemimizde idam cezası bulunmamaktadır. Üstelik artık mahkeme kararları mürekkepli kalemlerle değil, elektronik imza ile verilmektedir. UYAP üzerinden oluşturulan kararlar, birkaç saniyelik bir işlemle imzalanmakta ve hukuki sonuç doğurmaktadır.

Fakat teknoloji değişirken insanın değişmeyen bir yönü vardır: Yanılabilir olması.

İşte bu nedenle bugün üzerinde durulması gereken soru şudur:

Kalem gerçekten idam kararından sonra mı kırılmalıydı; yoksa bir insanın hayatını derinden etkileyecek her karar öncesinde hâkimin vicdanında görünmez bir kalem kırılmalı mıydı?

Çünkü mahkeme kararları yalnızca uyuşmazlıkları çözmez; kimi zaman bir insanın özgürlüğünü, mesleğini, itibarını, ailesini ve geleceğini belirler. Ceza yargılamasında verilecek bir mahkûmiyet kararı, hukuk........

© ngazete