14 Mart Tıp Bayramı! Yıl 2026. “Hekimlik” Ne Durumda?

Tıp mesleğinde önemli bir yere sahip olan 14 Mart gününün tarihçesini özetle sunarken bugünkü küreselci anlayışın hekimlik mesleğinden neler götürdüğünü de düşünmek için bu yazıyı kaleme alıyorum.

**

Zafer Öztek’in konu ile ilgili kitap bölümünden özetliyorum (1):

Osmanlılarda hekimler, hastaneler ve yanındaki medreselerde usta-çırak yöntemiyle yetişirdi. İstanbul’da tıp eğitimi fetihle başladı ve Fatih Külliyesine taşındı. Eğitim sonunda diplomalar kurum adına değil, medrese hocası veya hekimin adına verilirdi.

Tıbbi eğitim Osmanlı'da III. Selim döneminde bilimselleşmeye başladı. Mustafa Behçet Efendi, 1805'te askeri hekim yetiştirmek için Tersane Tıbbiyesi'ni kurdu ancak okul kısa sürede kapandı. II. Mahmut döneminde, yine Behçet Efendi'nin çabasıyla yeni bir tıp okulu açılması için girişimde bulunuldu.

Sultan II. Mahmut, yeniçeri ocağını kaldırıp Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni bir ordu kurdu. Bu orduda hekim ihtiyacını karşılamak için Mustafa Behçet Efendi, modern tıp bilgisi veren ve yabancı dil öğreten bir tıp okulu kurulmasını önerdi. Böylece Müslüman tabip ve cerrahların yetişmesi amaçlandı.

Mustafa Behçet Efendi’nin önerisiyle Osmanlı'da batılı tarzda ilk tıp okulu Tıphane, 14 Mart 1827'de Şehzadebaşı’nda açıldı. Müdürlüğe Mustafa Behçet Efendi getirildi; eğitim Fransızca veriliyordu ve öğrenciler önce dil öğreniyordu. Okul zamanla yer değiştirdi ve 1838’de Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu yere taşınarak “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” adını aldı.

II. Mahmut, yeni okulun açılışında hekim yetiştirilmesi ve tıp dilinin Türkçeleştirilmesinin önemini vurgular. I. Dünya Savaşı başlayınca, tıp öğrencileri ve birçok hoca orduya katılır ve pek çoğu geri dönemez. Öğrenci ve hoca eksikliği nedeniyle okul, 1916'da bir yıl eğitime ara verir.

İstanbul işgal altındayken, 1919'da tıp öğrencileri Hikmet Boran liderliğinde........

© ngazete