“Başlangıç ve Son” ve “Düşünme Gücü” Üzerine: Batınî Bir Yaklaşım

N Gazete’de ilk yazımızın başlığı “Tanışma, Yaşamın Amacı, Kendini Bilme, İsim, Zaman ve Mekân Bilgisi Üzerine” idi. NGazete’de bir daha felsefenin ve tasavvufun derin konularına değinmedik, ağırlıklı olarak sağlık ve çevre politikaları üzerine yazdık (1). Bu konuları “Kur’an’ın Ezoterik Yorumu” isimli kitap serimizde detaylı işliyoruz, bugüne kadar 5 kitap yayımladık. Devam ediyoruz.

Gazete köşesine taşınacak kısa yazılarda felsefe ve tasavvufun derin konularına derinlemesine girmek mümkün değil. Bu nedenle, bu kısa yazıda, zaten değinilen konulara aşina olanlara sözümüz ulaşacak. Ne yazık ki kadim kural işlemek zorunda. Belli bir düzey eğitimi almamış olanlar kapının dışında kalacak.

Bilimsel yayınlarda açık erişim “open access” kavramı vardır. Bazı yayınlara tam metin ulaşamazsınız, bazılarına ise açık erişim sağlanabilir. Ancak o bilimsel makaleye açık erişim ile herkes ulaşabilse de o bilimsel konu için eğitimli olmayan kişilerin bu makaleyi okusa dahi anlayacağı şey pek azdır. Ezoterizm ve tasavvufta “ehil olmayan kapıdan içeri giremez” ilkesi vardır. Burada var edilen gizlilik, yine bilmeyenlerin illegal bir durum mu var, gizli teşkilatlanma da nedir, neden dereceler var gibi soruları sormasına neden olur. Şüphelendikleri gibi değil. Doğrusu, bilecek düzeyde olmayana söylesen ne anlayacak? Asıl soru bu. Biz belli bir derecede bilenler için yazalım:

“Balık oldu, kovada,

Dedin demir oldu mu altın?

Hani ifşa olacaktı ilm-i ledün?”

Bak gör nedir ahvali insanlığın?

Yine kan dökücü, yine “Kabil” yolunda.

**

“Akletmez misiniz?” dendiğini duydun,

Geçti 1400 yıl

Sen akledeceğim derken geldi AI

AI, sahte 19!

Olmadı, yine bilemedin, great reset kapıda!”

**

Bugün, akademik unvanlara sahip olanlar bile kendi uzmanlık alanından uzak ise “ezoterizm” kelimesinin sözlük anlamını dahi bilemiyor. Bilim dallara ayrılmış, bir dalda uzman olmak bilim insanını dahi aydın yapmıyor. Oysaki bilime genel bir yaklaşım sahibi olmak gerek, alim olmak yetmez arif olmak gerek. Fizik yetmez, metafizik bilinecek. Psikoloji yetmez, parapsikoloji bilinecek. Pozitif bilim yetmez, din bilgisi gerek. Dünya hayatı yetmez, ahiret bilgisi gerek. Beden yetmez, ruh bilgisi gerek. Akıl yetmez, sezgi gerek. Beyin yetmez, kalp gerek.

**

“Hangi kova? Hangi su?

Şeytan detay ile boğdu Adam’ı,

Bir savaş varsa Şeytan önde, Adam arkada

Değişir mi durum son dakikada?

Değişir de nasıl?

AI, sahte akıl,

Ruhundan üfleyen sordu: Akletmez misiniz?

Bir secde istedi meleklerden, neden?

Çünkü zahirde görünen Adam, batında olan ise Yaratandı?

Secde etmeyene dediler Yaldabaoth!”

**

Bir yalan dünyaya hapsolduk,

Halüsinasyon, hologram

Similasyon, Matrix

Milyarlarca ışık yılı bomboş

Bir uzayda

Yapayalnızlık hissi!

**

Akletmez misiniz?

Başlangıcı akletmek için ipucu:

Yuhanna 1:5:

“1Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. 2Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. 3Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. 4Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. 5Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi.”

Kur’an ifadeleriyle karşılıklar:

Söz, kelimedir. Tanrı’nın sözü kelimetullah.

Nisa-171: “…Allah'ın Resulü İsa Mesih, Meryem'in oğludur. Ve O, Allah'ın Meryem'e attığı kelime ve Kendisinden bir ruhtur…”

**

İlk yazımızda “isim enerjisi, kelimelerin gücü, frekans ve yaratım ile ilişkilerinden” söz edilmişti. İsa’da tecelli eden kelime (söz) bilim anlamına gelen logos’dur.

Bir tek söz ile yaratım başlar: Kün!

Kün feyekün, ol der ve oluverir, anlamına gelir ve Kur’an’da şu ayetlerde geçer: “1. Bakara Suresi 117. Ayet, 2. Ali İmran Suresi 47. Ayet, 3. Ali İmran Suresi 59. Ayet, 4. Enam Suresi 73. Ayet, 5. Nahl Suresi 40. Ayet, 6. Meryem Suresi 35. Ayet, 7. Yasin Suresi 82. Ayet, 8. Mumin Suresi 68. Ayet.”

**

Yaratılış hikayesi karşılaştırmalı dinler bilgisiyle ele alındığında; karşımıza önce düşünce çıkar: Tanrı akıldır. Düşünen akıl, plan yapar. Sonra bu planı oldurmak, yaratmak için kâğıda döker. Kur’an’ın nüzül sıralamasına göre ilk sureler: 1) Alak Suresi ki insanın yaratılışını anlatır, 2) Kalem suresi.

Kalem; KLM kökü. Hem kalem, levh-i mahfuza yazma hem de kelam, söz söyleme. Düşünülüp planlanan söz dönüştürülüp (kelimetullah) yazıya geçiriliyor. Levh-i mahfuz, yani korunan levhalara her şeyin bilgisi yazılıyor.

**

Bilimsel metodoloji tanrısal bilgi olarak önümüzde. Bilim insanı bir bilimsel araştırma, bir proje hazırlayacaksa önce bildikleri üzerinden düşünüyor, bilinmeyen üzerine bir soru üretiyor aklında ve cevap arıyor. Cevabı bulmak için kafasında tasarladığı çalışmayı kaleme alıyor: Amacı, önden bildiklerini (Giriş........

© ngazete