Orta Doğu 2026: Kırılgan Barış, Yaklaşan Fırtına?! |
Orta Doğu'nun Gölgesinde Yükselen Fırtına ve/veya 2026 Jeopolitik Kırılma Noktası?!
...
Mustafa Kemal Atatürk, 1 Aralık 1921'de, emperyalizm ve kapitalizmin bölgedeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek şöyle demişti:
"Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı kararlı ve bilinçli olarak yeniden savaşmanın zamanı gelmiştir."
...
Bu az bilinen söz, bugün Orta Doğu'nun karmaşık dinamiklerini anlamak için hâlâ geçerli bir uyarı niteliğinde.
Bölge, emperyalist güçlerin gölgesinde, yeni bir hesaplaşmanın eşiğinde duruyor.
2026, yalnızca devam eden krizlerin değil, aynı zamanda gizli ittifakların ve beklenmedik kırılmaların yılı olacak.
Bu analiz, güncel verilere dayanarak, bölgenin nabzını tutuyor ve vurucu bir gerçeklik sunuyor:
Orta Doğu, "silahlı barış"ın kırılgan dengesinde, herhangi bir kıvılcımla çok cepheli bir kaosa sürüklenebilir.
...
Merhaba!
Orta Doğu jeopolitiği, tarih boyunca olduğu gibi 2026'da da bir labirent:
Devam eden çatışmalar, büyük güçlerin gölge oyunları, ekonomik çöküşler ve iklim değişikliğinin körüklediği toplumsal patlamalarla dolu.
Ancak 2025'in mirası, bölgeyi daha da kırılgan kılıyor.
İran'ın nükleer stoklarının belirsizliği, Suriye'de Ahmed al-Sharaa'nın kırılgan yönetimi ve Trump'ın "boşaltma" stratejisiyle ABD'nin müttefiklere yüklediği sorumluluklar.
Bilgilerimi en güncel kaynaklara dayanarak derledim; misal, Uluslararası Kriz Grubu'nun 2026 çatışma raporları ve Atlantic Council'un analizleri, bölgenin "hesaplaşma yılı" olabileceğini işaret ediyor.
Bu genel bakışta, ana başlıkları derinleştirerek sunuyorum; spesifik bir ülke veya olay için daha fazla detaya inebiliriz.
...
1. Genel Durum ve Riskler:
- Silahlı Barışın Tehlikeli Dengesi
Orta Doğu, 2025'in yaralarını saramadan 2026'ya adım attı:
Bitmemiş savaşlar, terörün evrilen yüzü ve deniz rotalarındaki gizli tehditler hâlâ ön planda.
Bölge, "ne tam savaş ne tam barış" bir limbo'da asılı; herhangi bir yanlış adım, zincirleme bir patlamaya yol açabilir.
ABD'nin Trump yönetimi altında "boşaltma" stratejisiyle sorumluluklarını İsrail ve Suudi Arabistan gibi müttefiklere devretmesi, yeni "normaller" yaratıyor.
Ancak bu, beklenmedik riskler doğuruyor:
Misal, İran'ın balistik füze programını yeniden yapılandırması, IAEA'nın erişimini kısıtlaması ve nükleer stoklarının belirsizliği, İsrail'i yeni bir saldırı dalgasına itebilir; üstelik ABD'nin sessiz onayıyla.
İklim değişikliği ise su kıtlığını tetikleyerek, 2026'da daha yaygın protestoları körüklüyor; uzmanlar, İran'daki su krizi gibi faktörlerin rejim değişikliğini bile hızlandırabileceğini öngörüyor.
Genel risk seviyesi yüksek:
Askeri tırmanma, terörün evrilmiş hali (misal, Husi'lerin denizdeki asimetrik saldırıları) ve kritik rotalar (Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı) tehdit altında.
Arab Center Washington DC'nin raporuna göre, bu yıl "kırılgan barış"ın test yılı.
Çatışmaların p'i düşük........