We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Küresel Belirsizlik

1 1 1
06.07.2022

İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılan NATO zirvesi sonrası; Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in olası üyeliklerine karşılık, terörle mücadele kapsamında kazanımlarının olup olmadığı ve ABD’yle ilişkilerde gelinen noktalar tartışılmaya başlandı. Resmi makamlar tarafından üyelik süreci ve beklentilerimiz kapsamında yapılan mutabakatın bir izleme periyodu olacağı söyleniyor. Elbette bu anlamda verilen sözlerin tutulup tutulmadığı üye ülke parlamentolarının onay süreçleri boyunca görülecektir. Umarım, sağlıklı bir izleme, değerlendirme ve iyi bir karar süreci yaşarız. Bu tabi ki meselenin bizi doğrudan ilgilendiren tarafı. Bir de genel resmi incelemekte fayda var.

Madrid’de Finlandiya ve İsveç’e NATO’ya katılım konusunda resmi davet kararı çıktı. Kabul görürlerse, Rusya’nın batısındaki cephe kuzeye doğru uzamış olacak. İki İskandinav ülkesinin NATO’ya davetinin arkasında Baltık ve kıyıları olmasa da etki alanıyla Kuzey Kutbu’ndaki Rus askeri varlığının dengelenmesi niyetinin olduğu da düşünülebilir. Diğer yandan zirvede, Rusya’yı “en önemli ve doğrudan tehdit" olarak tanımlayan NATO'nun Yeni Stratejik Konsepti kabul edildi. Çin de Batıya meydan okuyacak seviyede askeri gücünü sürekli artıran bir ülke olarak tanımlandı. Ancak Rusya ve Çin’in sürekli sıkıştırılarak nereye kadar gidilebileceği de merak konusu.

Bu kapsamda, Madrid’de iddialı kararlar alınırken; eş zamanlı olarak, Portekiz’in Sintra kentinde AB Merkez Bankasının düzenlediği Merkez Bankacılığı 2022 Forumu gerçekleşti. Bu forum kamuoyunun ilgisini pek çekmedi. Ancak resmi daha iyi görebilmek için önemli bir toplantıydı. Neden mi?

AB Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde küresel ekonomik düzenin ne olacağı konusunun henüz kestirilemediğini ve bu yılın enflasyon beklentilerinin geçen döneme göre daha yüksek olacağı uyarılarında bulundu. Forumdaki diğer bazı sunumlarda ise enflasyon olasılıklarının ve tedarik zincirleri üzerindeki baskıların; logaritmik denklemlerle bilimsel ve ayrıntılı bir şekilde izah edildiği görülüyor. Genel kanı; Kovid-19 virüs salgını ve Ukrayna meselesinin sistemi sarsmış bir görüntü sergilediği yönünde. Diğer yandan Ukrayna savaşı, Karadeniz bölgesinin ticaret ve lojistiğini bozmuş durumda. Bu durum, diğer bölgeleri de etkiliyor. Avrupa kamuoyuna yansıyan bir önceki değerlendirmelerde ise Rusya-Ukrayna çatışması bitirilmediği takdirde, avro bölgesi ve ötesinde üretimi hızlandırmak için yeni ve yaratıcı hamlelere ihtiyaç duyulacağı belirtiliyordu.

Ukrayna krizi, yükselen enflasyon, ekonomik yetersizliğe sahip bazı AB üyesi ülkeler, tedarik zincirleri sorunu ve Rusya’ya karşı olan enerji bağımlılığı; Avrupa’yı derin bir sosyal ve ekonomik krizin içine çekme ihtimalini ortaya koyuyor. Arz kıtlığı ve resesyon gündemde. Buna karşılık, NATO zirvesinden çıkan sonuçta ise Rusya ve kısmen Çin, tehdit unsurları olarak gösteriliyor. Doğu Avrupa’da ise Rusya’ya karşı NATO birliklerinin sayısında artırıma gidiliyor. Ancak AB açısından, askeri ve ekonomik........

© ngazete


Get it on Google Play