We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Cilveyi beklerken

6 2 0
07.11.2018

Tayyip Bey’in başımıza gelmesinin dün 17’nci yıldönümüydü; yarın ise Bülent Ecevit’in aramızdan ayrılışının 12’nci yıldönümü.
İki olayı aynı cümlede buluşturan kader utansın! (Bu laftan suç üretmeye kalkan çıkarsa, o da utansın!)
Çok şükür Türkçemizde, Batı dillerindeki gibi sözcüklerin cinsiyeti yok.
Ama “Kaderin cilvesi” diye bir deyimimiz var.
Çok ünlü ve çok kıdemli bazı belediye başkanlarımızın adaylık için sergiledikleri halleri saymazsak “cilvebaz erkek” olmayacağına göre, kader “dişi” bir sözcük.
Kader, hem de öylesine cilvebaz ki, fazla derin düşünmeye kalkanın aklını başından alıyor.
Seçmen çoğunluğumuz çok şükür çok derin düşünmüyor.
Bugün söylediğinin ertesi gün tersinin söylenmesine hiç aldırmıyor. Gününü kurtaranın peşine düşüyor.
Gazeteci olsa da olmasa da arada bir derin düşünenler arasına düşüyor insan.
Dün Ankara ’da Maltepe Camisi’nin avlusu öyleydi.
Geçen yıl kaybettiğimiz ilk kadın bakanımız, Ankara Üniversitesi Rektörü Türkan Akyol’un eşi ve yüzlerce hekimin hocası Prof. Turhan Akyol’u uğurlamaya gelenler, kendisinin bir sözünü birbirlerine anımsatıyordu:
Turhan Akyol, Mümtaz Hoca’nın Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı, Kurtuluş Savaşı ertesinin ve Cumhuriyetin kuruluşunun heyecanını yaşamış kuşaktan.
Arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde söylediği bir sözü konu ediyorlar:
“Eğer İngilizin, Rusun işgaline uğrasaydık ülkemizin kentleri, coğrafyası ve hatta sosyolojisi bu........

© ngazete