menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Resim!

39 0
latest

Bugün canım hiç yazı yazmak istemiyor!

Söylenecek her şeyi binlerce kez söyledik… Yazılacak ne varsa tükettik… Gelin, bugün bir resim yapalım... Bizi anlatsın, bize yapılanları… Ben maalesef bu konuda sıfır yeteneğe sahip olduğum için yardımınıza muhtacım… Şöyle koccaman bir resim olsun:

-Acıyı, azabı, çaresizliği bir de öfkeyi anlatsın…

Tırnaklarını avucuna adeta bir çivi gibi çakan, haykırmamak için dudaklarını ısıran anneyi anlatsın örneğin… Tutuklu babasını gördüğü televizyonu kucaklamaya çalışan minnacık kız çocuğunu da… Pazarın sonunu bekleyip, kimseye görünmemeye çalışarak kenara atılmış çürükleri toplayan işsiz babayı da anlatsın, biber gazının akıl almaz acısını dindirmek için bol asitli limonu gözüne sıkmaya çalışan gencecik üniversiteliyi de...

Mesela, kerameti kendinden menkul birtakım zibidilerin hiç sıkılmadan “6 yaşında evlenebilir” fetvası verdiği kız çocukları da bulunsun bu devasa resimde, sokak ortalarında acımasızca öldürülen kadınlar da olsun...

-Ama nefreti de anlatsın…

Zorbalığı, baskıyı, alçaklığı, ahlaksızlığı bir de ruhların nasıl kiralandığını, nasıl satın alındığını anlatsın… Acının, ölümün karşısında kararmış benliklerin nasıl tatmin olduğunu, nasıl çirkinleştiğini, nasıl küçüldüğünü de...

-Bir de direnenleri, boyun eğmeyenleri anlatsın bu resim...

Metin, Dilşad ve diğerleri…

“Çıkarın cübbelerinizi, bu büyük suça ortak olmayın” diye haykıran önderi anlatsın mesela...

Kurşun kalemle zulmün güncesini tutan gazeteciyi de anlatsın, polis copunun, polis gazının önüne dikilip, “Hakkımı alana dek buradayım” çığlığını yükselten işçiyi de...

-Öyle bir resim olsun ki, bir aynaya benzesin mesela...

Bizi anlatsın yani, hepimizi...

Sol üst kısmında emekli öğretmen Metin Lokumcu olsun, hani kalp krizi geçirip ölüme yürüdüğü andaki haliyle… Hemen arkasında dövülen, sürüklenen, Hopa’lı gençler olsun…

Bir adım ötede de “kız mı, kadın mı belli değil” diye aşağılanan Dilşad Aktaş olsun… Hani elinde bayrakla panzerin üstüne çıkan, ardından özel takip sonrası bir ara sokakta kıstırılıp kalça kemiği un ufak edilen genç kız...

Hemen altında, hapishanede kafası duvarlara vurularak öldürülen Engin Çeber ile “Ergenekon’un kasası” suçlamasıyla hapishanede kanser edilen, son günlerine dek salıverilmeyen, cenazesi parası olmadığı için belediye tarafından kaldırılan Kuddisi Okkır olsun mesela...

Müritler ve yanaşmalar!

Sonra, “parasız eğitim istiyoruz” pankartı açtıkları için hapiste olan çocuklar, haklarını istedikleri için analarından emdikleri süt burunlarından getirilen Tekel işçileri, Saraçhane Mitinglerine katıldıkları için “terörist” ilan edilen gençler de mutlaka olsun bu resimde…

Bir de kahramanlar olsun… Zindanlara doldurulan, başı dik, tek kişilik hücrelerde bile bir milim geri adım atmayan o yiğit insanlar aydınlık, pırıl pırıl yüzleriyle resmin tam merkezinde yer alsın…

Resmin sağ tarafında ise onlar olsun...

12 Eylül’ü 12 soruda çözen becerikli savcıyla, “sayın cumhurbaşkanım” diye sorguladığı Kenan Evren olsun öncelikle… Bir de onunla birlikte nikah şahitliği yapan, önünde saygıyla eğilen kişiler… Ülkeye kan kusturan Fethullah Gülen ve peşindeki pespaye müritleri, adalet eski bakanları, onların “özel yetkili” bürokratları, devletin yüzlerce kurumunu “babalar gibi satan” maliye bakanları, “Deniz Feneri” ve benzeri davalara konu olan mümtaz şahsiyetler, muktedir olana alkış tutan yanaşmalar, hepsi ama hepsi mutlaka olsun…

-Ve resimdeki herkes göz göze baksın...


© Nefes