menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Persona non grata!

111 0
yesterday

Diplomasi dilinde “İstenmeyen adam” anlamına geliyor…

Çok kullanılmıyor, ancak korkulan, istenmeyen bir durum; ülkeler arasında epey tatsız durumlar yaratabiliyor…

Geçen gün ülkemizin ana muhalefet lideri Özgür Özel tarafından kullanıldı; sert ifadelerle ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı “İstenmeyen adam” ilan etti…

-Haksız mıydı? Tam tersine sonuna dek haklıydı!

Türkiye’ye atanmasının üzerinden henüz bir yıl dahi geçmedi. Ancak kırdığı cevizler, yediği haltlar boyunu aştı. Birazdan tümünü sıralayacağım…

Hakkında kaleme aldığım yazılarımda, bugün seslendirilen o meşhur cümlenin çok daha önce yapılması gerektiğini de işaret etmiştim! Söyledikleri, tavırları, sevimsiz ötesi tanımlamaları sonrasında şöyle düşünmüştüm:

Asıl işi emlakçılıktı, dolar milyarderiydi ve tabii iflah olmaz bir Trump müridiydi! Mesela, demokrasiden nefret eden bir dili vardı… Ancak kendi ülkesi için değil! Özellikle Orta Doğu’da demokrasinin lüzumsuz olduğunu sürekli olarak vurguladı.

-Türkiye’yi de bu “lüzumsuzluğa” dahil etmekten geri durmadı!

“Merhametli monarşiler!”

Bu mühim şahsiyetin yediği son halt ile başlayalım…

Antalya Diplomasi Forumu’nda, etkili ve yetkililer, dünyanın dört bir yanından gelen devlet başkanları, diplomatlar karşısında aynen şunları söyledi:

-Suriye neden işliyor? Çünkü güçlü, kararlı ve cesur bir lider var. İnsanlar geçmişte onunla aynı fikirde olmayabilir ama onu bir yere doğru liderlik ederken görüyorlar. Körfez örneğine bakacak olursak; bu ülkelerin oldukça başarılı olduklarını ve buradaki müşfik monarşilerin sonuç verdiğini görürüz. Orta Doğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen, insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu…

Vay ki vay! Güçlü, kararlı ve cesur nitelemesi yaptığı şahsiyet kim? Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet eş Şara eski adıyla Ebu Muhammed el Colani. El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi lideri. Daha sonrasında Heyet Tahrir eş-Şam lideri… Bizim çocuklarımızın, Mehmetçiklerimizin katledilmesi de dahil binlerce, on binlerce insanın kanına girmiş, eli kanlar içinde bir küresel terörist!

Müşfik, merhametli monarşiler güzellemesi yaptığı ülkeler hangileri? Çoğu sınırları cetvelle çizilmiş, ABD kontrolündeki aile boyu krallık ve şeyh yönetimleri!

Barrack, yukarıdaki sözleri söyledikten sonra alkışlayan mutlaka olmuştur ancak karşı çıkan “efendi, kendine gel” diyen oldu mu? Hayır!

Muhteremin yediği haltlar!

“Küçük Trump” lakabını sonuna dek hakkeden bu muhterem zatın en başından beri yediği haltları da paylaşayım sizlerle:

-Türkiye için en iyi sistem Osmanlı Millet sistemidir…

-1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Yeni bir bölgesel düzenleme şart…

-Aslında Orta Doğu diye bir şey yok. Kabileler ve köyler var.

Buraya kadar ABD’nin Türkiye konusunda neler düşündüklerinin, ne planlar yaptıklarının ipuçlarını verdi Barrack, fırsat yakaladıkça!

“1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz” sözlerinin direkt olarak Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni işaret etiğini görmemek için hayli saf olmak gerekiyor!

Zaten “Osmanlı Millet sistemi” çıkışının da bu tezi desteklemek için sarf edildiği son derece açık! Diğer bir anlatımla, karşımızda yeni bir Samuel Hunthington duruyor! Ancak o, nihayetinde bir profesördü, “Türkiye İslam ülkeleriyle Batı arasında köprü olmalıdır” diyerek ülkenin cumhuriyetten, laiklikten vazgeçmesi gerektiğini daha bir yumuşak söylüyordu, bu arkadaş kadar patavatsız davranmıyordu!

Son olarak şunu da eklemeliyim; AKP’li Cumhurbaşkanı’nın son Trump ziyaretinde Barrack’da vardı, görüşmelere de katıldı. Orada yaptığı açıklamayla ortalığı ayağa kaldırmış, günlerce gündemden düşmemişti… Ne demişti hatırlıyor musunuz?

-Erdoğan’a ihtiyacı olan meşruiyeti sağlıyoruz!


© Nefes