menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İBB Davası gerçekten başladı mı?

120 0
17.03.2026

İBB davasının ikinci haftası dün başladı…

Siz bakmayın “başladı” dediğime, daha başlamadan ertelendi, iyi mi! Zaten geçen hafta da başlayamamıştı bir türlü… Henüz ilk gün duruşmayı yöneten hâkim, önce izleyicileri dışarı çıkarma talimatı vermiş, direniş olunca mahkeme heyeti salonu terk etmiş, sonra da duruşmayı erkenden tatil etmişti!

Geçtiğimiz hafta her gün gerilimle başlamış, gerilimle sürmüş ve gerilim içinde son bulmuştu! Mesela gazeteciler koca salonun dibinde bir köşeye adeta sürgün edilmişti ne konuşmaları doğru dürüst izleyebiliyorlar ne de gözlemde bulunabiliyorlardı! Defalarca yapılan başvurular sonrası lütfen daha yakına alındılar ancak o da ancak kısa süre devam edebildi…

Dün sözde başlayan dava duruşmasında baktık gazeteciler yine eski köşelerine sürülmüştü! Kısaca söylemek gerekirse, 4 gün süren ilk hafta duruşmalarında hakimle savunma avukatları, hakimle gazeteciler, hakimle salondaki izleyiciler arasında yalnızca dört kişi savunmasını verebildi; tutuklu ve tutuksuz 400’ü aşkın sanığın savunma vereceği, nisan ayının üçüncü haftasında biteceği bizzat mahkeme tarafından açıklanan bu dava bu koşullar altında nasıl bitecekti?

-İşte orası meçhuldü!

Daha ilk günden davanın baş sanığı konumundaki Ekrem İmamoğlu söz almak isteyince hâkim reddetmiş, kürsünün önüne gelip konuşmak isteyen İmamoğlu engellenmiş, hâkimin İmamoğlu’na “Ekrem” diye hitabı tepkilere neden olmuş ve davaya ilişkin en ufak bir gelişme bile olmadan duruşma sona ermişti!

O dört gün içinde gerginlikler dışında gayet net hatırlanabilecek iki olay gerçekleşti. İlki sonunda hâkimin oluruyla İmamoğlu bir konuşma yapabildi. Eğer konuşmasaydı bir yandaş gazetede daha avukatlara bile verilmeden çıkan haberde yazıldığı gibi 2400 yıla kadar hapis istemiyle ve “çete lideri” olarak tanımlanan İmamoğlu tam 106’ncı sırada savunmasını yapabilecek, o zamana kadar da sessiz kalması istenecekti!

Gerçeği konuşmak gerekirse, İmamoğlu kamuoyunda “manifesto” sözleriyle yer bulan bir konuşma yaptı. Nasıl bir iftira kampanyasıyla hiçbir delil olmadan yargılandıklarını anlattıktan sonra şu sözlerle noktaladı konuşmasını:

-Bakın bayram geliyor. Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Bu sistemin derdi benimle. Bu insanları tutuksuz yargılayın…

İkinci olay ise, sefalet mi demeliyim yoksa “kara komedi” mi demeliyim bilemedim, bir itirafçı olan Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunmasıydı… Savunma boyunca tel tel döküldü. En çarpıcı olan ikisini paylaşayım:

-İtiraf ifadesinde 20 milyar rüşvetten söz eden Ümit Polat, mahkemede Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın “şirketin yıllık bütçesi 5 milyar” sözleri karşısında bocaladı.

-Mahkeme başkanının “gelen çantaların para dolu olduğunu mu söylüyorsunuz” sorusunu da “Para dolu olduğunu bilemem ki uzaktan gördüm” diye yanıtladı…

Çantaları dahi tarif edemediğini de eklemeliyim… Hani “güler misin, ağlar mısın” derler ya aynen öyle!

Mahkeme salonu artık CHP’lilere kapalı!

Gelelim 2’nci haftanın ilk gününe…

Değişen bir şey olmadı, duruşma daha başlamadan mahkeme başkanıyla sanık vekilleri arasındaki “vekalet” tartışması ardından ertelendi.

Mahkeme erteleme ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazarak, yargılamanın sağlıklı yürütülebilmesi için salona alınacak kişilere ilişkin tedbir talep etti. Başsavcılık hızlı bir şekilde bu talebi kabul etti!

Nasıl olacak bu tedbir peki? Hemen sıralayayım:

-Sadece sanıklar ile vekalet ilişkisi bulunan avukatlar, müştekiler ve müşteki vekilleri ile daha önce belirlenen kapsam çerçevesinde basın mensupları duruşmayı takip edebilecek! Tutuklu sanıkların ise 1 ya da 2. derece yakınlarından yalnızca bir kişinin salona alınmasını istedi.

Aklıma değerli gazeteci Faruk Bildirici’nin dün Pencere gazetesindeki yazı başlığı geldi haliyle, şöyle:

-Askeri mahkemelerde bile gazeteciler öndeydi!

Mahkemeyi TRT versin taleplerinden geldiğimiz noktayı takdirlerinize sunuyorum…


© Nefes