Hamam böceği gibi yaşamak! |
Sovyetler Birliği çökmüş, Almanya’da “Berlin Duvarı” yıkılmış, Varşova Paktı üyesi yani Sovyet egemenliğindeki ülkeler art arda “bağımsızlıklarını” haykırmaya başlamışlardı… Dünyada artık bir tek süper güç vardı:
-Amerika Birleşik Devletleri!
Bu, aynı zamanda liberalizmin, daha sonra kullanılacağı şekliyle “Neo Liberalizmin” zaferi olarak lanse ediliyordu … Dünyaya ilk sunulan olgu, siz bunu “algı” olarak da okuyabilirsiniz, “Küreselleşme” idi… İlerici, sosyalizmin yok olmayacağına, sömürü var oldukça yaşayacağına inanan bilim ve düşün insanları ise bu algıya karşı, küreselleşmeye “3. Emperyalist dalga” adını verdiler…
ABD’yi, liberalizmi ve küreselleşmeyi yüceltme yarışının en önemli isimlerinden birisi olarak ortaya çıkan Francis Fukuyama ise iyice ileri giderek önce bir makale yazdı, ardından bu makaleyi kitaplaştırdı:
-Tarihin sonu/ End of History!
Fukuyama’nın tezine göre, başta sosyalizm olmak üzere tüm ideolojiler liberalizm karşısında yenilgiye uğramışlardı! Bu aynı zamanda “tarihin sonu” anlamına geliyordu.
Özellikle ABD artık dünyanın biricik süper gücü idi…
Küreselleşmenin ideologlarından John Nasbitt yeni durumu adeta “cennetin anahtarı” konumuna yükseltti! Siyasi olarak ABD, ekonomik olarak uluslararası dev şirketler önderliğinde insanlık mutlu bir geleceğe yelken açacaktı! Öyle ki, Nasbitt NPQ dergisine yazdığı makalede artık ulus devletlere de gerek kalmadığını ileri sürerek........