Gerdan kırarak bel bükerek!
Uzun yıllar önce Almanya’nın ünlü Stern dergisinde bir karikatür çıkmıştı…
AB’ye girişimizi(!) kutlayan güzide medyamızda böyle bir karikatürün yer alması beklenemezdi doğal olarak... Karikatür, Avrupa’nın Türkiye’yi AB’ye, üstelik 15 senelik bir ucu açık süreçte nereden almayı düşündüğünü pek güzel ortaya koyuyordu!.. Karikatür şöyleydi:
-Bir kapı, üstünde ünlü 12 yıldız, ortasında “Avrupa Birliği” yazıyor... Kapının önünde elleri ve ayakları üzerinde, yani dört ayaklı pozisyonunda bıyıklı bir yaratık, kapının altına açılmış, köpeklerin eve girip çıkmasına yarayan küçük alt delikten kafasını sokmaya çalışıyor... Hemen yanı başında valizi duruyor, sapında da Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı...
Evet, köpek girişi! Avrupa medyasının ve de karar mekanizmalarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği macerasına bakışları işte buydu...
Bizimkiler ise sevinçten göbek atıyordu!
Lozan öldü, yaşasın Sevr!
Bizimkileri sevinçten çılgına çeviren rapor ne diyordu peki?
-Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Lozan Antlaşması ‘yetersizdir’ diyor!
-Yalnızca Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin azınlık olması yetmez, başta Kürtler olmak üzere ‘diğer topluluklara da azınlık statüsü verilmelidir’ diyordu!
-Sünni olmayan Müslüman azınlık kavramı yaratılarak, ‘Alevilere de azınlık hakkı verilmelidir’ diyordu!
‘Heybeliada Ruhban okulu açılsın, Fener Rum Patrikhanesine tüzel kişilik verilsin ve evrenselliği (Ekümenik) tanınsın’ diyordu!
Aslında son derece ustaca bir diplomatik dille yazılmış İlerleme Raporu’nda Avrupalı dostlarımız, o raporda yer almayan ama 150 sayfanın özeti olacak şu tek cümleyi hançeresini yırtarcasına haykırıyordu: Lozan tamam, Sevr’e devam!
-Bizimkiler ise omuz titretiyordu!
Bu rapor bile yetmemiş olacak ki, Avrupa’nın karar mekanizmaları “eşeği 15 yıl sonra bile iyice sağlam kazığa bağlayacak” önlemleri şimdiden yaratmaya çalışıyordu...
Mesela Almanya’da iki Hıristiyan demokrat parti CDU ve CSU Türkiye’nin AB üyeliğine karşı halktan imza toplamak için harekete geçmişti bile. Almanya’nın yakın gelecekteki başbakanı olarak görülen Hıristiyan Demokrat Birlik Genel Başkanı Angela Merkel, “Türkiye’nin imtiyazlı ortaklığı için ve AB’ye tam üyeliğine karşı böyle bir girişimi ben de düşünebilirim” diyordu. Aynı Merkel, Türkiye ziyareti sırasında Tayyip Bey’in yüzüne “tam üyelik olmaz, imtiyazlı ortaklık verelim” diyecekti!
Fransa eski başbakanlarından Edouard Balladur da, RTL radyosuna yaptığı açıklamada “önümüzdeki uzun dönemde Türkiye’ye geçici bir ‘İmtiyazlı Ortaklık’ önerisi götürülmelidir” diyordu!
Aynaya bakması gerekenler!
Diğer ülkelerden, örneğin Avusturya’dan, Slovakya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan, Danimarka’dan söz etmeye bile değmezdi. AB’nin iki baş aktöründe yapılanlar Türkiye için nelerin tezgahlandığını göstermeye yetiyordu!
Aynı sıralarda bizimkiler ise bir yandan göbek atıyor, diğer yandan da gerçekleri işaret etmeye çalışanlara öfkeleniyor, “ah bu karamsarlık” başlıkları atıyordu! Engin kültüre sahip “köşe yazarları” Avrupa’nın bu kararı bile nasıl büyük zorluklarla aldığını, anlayışlı olmamız gerektiğini, doğal olarak biz Türklerden çok korktuklarını anlatıyordu!
Serbest dolaşımın aslında pek matah bir şey olmadığını, nasıl olsa on yıllık süreçte pek çok şeyin değişeceğini yazanlara da rastlanıyordu tabii!
Bizimkiler, AB’nin en ateşli savunucusu, bu uğurda elinden gelenin ötesinde uğraş vermiş Mesut Yılmaz’a bile kızıyorlardı! Bunların bu denli öfkesini çekecek ne demişti tee o zamanlar Yılmaz:
-Rapor terbiyesizce bir üslupla yazılmış... Sanki bir sömürge valisi gibi davranıyorlar. Müzakereler sonunda AB üyeliği diye bir şey verilmiyor. Maalesef kandırılıyoruz. Kandırıldığımız yetmiyormuş gibi bir de bayram yapıyoruz…”
Bizimkiler gerdan kırıyor, bel büküyordu! O günden bugünlere köprülerin altından çoook su aktı, pek çok yalan, sırt sıvazlama sürdü gitti, geldik günümüze… Meşhur bir fıkra vardır: Temel “hastayum” demiş dinlememişler. Öldüğünde mezar taşında şu yazılıymış:
-Hastayum dedum, dedum dinlemedunuz, peki n’oldi!
Ukrayna’nın “Komedyen” Cumhurbaşkanı Zelensky, dün Avrupa’ya seslenerek, “Türkiye olmadan Avrupa çöker” açıklaması yaptı. Yetinmedi, Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye’den geçtiğinin de altını çizdi…
Yıllar yılı onurumuzla oynayan AB, iş NATO’nun çökme noktasına gelmesi ve Rusya’nın güçlenmesi karşısında Türkiye’ye yaltaklanmaya başlarsa hiç şaşırmam! Ama şunu demeden de geçemem:
-Önce bir aynaya bakmanız gerek, ne görüyorsunuz?
