Dalkavuk!

Öncelikle bayramınızı kutluyorum…

Diyeceksiniz ki, “yıllardır bize her gün bayram!” İktidarın görkemli yönetimi sayesinde maşallah baklavanın tanesi 120 TL olduğu için, bırakın tatmayı uzaktan bile bakmak mümkün değil!

Ben de yüzünüzde hafif de olsa bir tebessüm yaratabilmek için bayrama has, çok sevdiğim bir yazımı paylaşmak istedim sizlerle... Başlık zaten anlatıyor ne olduğunu... Güneşli günler öncesi son acı bayram olmasını umuyor, hepinize sevgilerimi yolluyorum...

“Yağcılık, yanaşmalık”; Osmanlı’da da gözde bir meslekti... Krallıklardaki soytarılar gibi düşünün… Ancak çok daha derin, bir o kadar da cıvıktı!

O kadar ki, tarifesi bile vardı! Bu tiplere o zamanlar “dalkavuk” denirdi. Piyasada pek tanınan dalkavuklardan bazılarının kendilerine yakıştırdıkları lakapları da şöyleydi:

- Süğlün Bey, Kız Pehlivan, Malak Ağa, Hacı Fışfış, Çıplak Kadı, Kahkaha Molla, Şapur Çelebi...

Bu dalkavukların tek görevi, yamandıkları sarayda ya da konaklarda devlet büyüklerini ve zengin beyleri, paşaları eğlendirmekti. İşin püf noktası ise şuydu: Kendilerinin değil, onların istediği gibi eğlendirmek ve yapılan şakalara tahammül göstermek! Gel zaman, git zaman ortaya bir dalkavuk tarifesi bile çıktı:

- Dalkavuğun burnuna fiske vurmak, fiske başına 20 para... Yüzüne mürekkep ve kömür sürme 37 para... Kafasına yumruk indirme, yumruk başına 40 para... Merdivenden aşağı yuvarlama 180 para... Kuyruğu dışarıda kalmak kaydıyla fındık........

© Nefes