“Unutulduk ey halkım!” |
Belediyecilik konusunda yetkin bir isim… 2004 yılından itibaren Avcılar ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinde çeşitli kademelerde görev yaptı ve 2024 yılında ise Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı…
Onur, İBB’de Şehit Yakınları ve Gazilerle İlişkiler Şube Müdürlüğünde 2 yıl boyunca Şube Müdürlüğü görevinde bulunmuş çeşitli ihalelerde, ihale komisyon başkanı sıfatıyla görev yapmıştı…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20 Mayıs 2025 tarihinde yukarıda sözünü ettiğim ihaleler nedeniyle şu gerekçelerle gözaltına alındı:
-Kamu Kurum ve Kuruluşlarının İhalesine Fesat Karıştırma, ayrıca görev dönemleriyle bağlantılı olarak bu kuruluşların zararına dolandırıcılık, rüşvet ve suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak.
Gördüğünüz üzere, uzun süredir ezberlediğimiz suçlardı bunlar! Peki, Onur Gülin nerede gözaltına alındı?
-Eşinin kanser tanısıyla İstanbul’da ameliyat edildiği sırada hastanede bulunduğu esnada!
Jandarma tarafından alındı hastaneden, ilk ifadesi Maslak İl Jandarma komutanlığında alındı. Ardından savcılığa sevk edildi, tutuklanma talebiyle mahkemeye oradan da Silivri Cezaevine gönderildi…
-22 Mayıs’tan itibaren yani neredeyse 11 aydır orada tutuklu olarak yatıyor!
Serbest kaldı ama çıkamadan yeniden tutuklandı!
Gelelim gariplikler zincirine…
İddianame birkaç ay içinde çıktı, kabul edildi ancak içinde Onur yoktu, iyi mi! Diğer bir deyişle, iddianame olmayınca Onur açıkta kalmıştı! Daha açıkça anlatayım:
-Hakkında somut bir suç isnadı yapılmamış, mevcut delillerin toplanmış olması ve soruşturmanın kendisi açısından ilerlememesi, kısacası tutukluluğun sürdürülmesi için aranan “kuvvetli şüphe”, “zorunluluk”, “ölçülülük” gibi ilkelere aykırılık bulunduğu ve tabii tutuklamanın istisnai niteliğini de ortadan kaldırdığı görülüyordu…
4 Aralık 2025’te 2. Sulh Ceza Hakimliği bu durumu çözerek şu gerekçelerle Onur Gülin’in tahliyesine karar verdi…
-Dosyada delillerin büyük ölçüde toplanmış olduğu, mevcut delil durumu karşısında başvurucunun tutuklu kalmasının artık ölçülü ve orantılı olmadığı ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı açıkça tespit edilerek tahliyesine karar verilmiştir.
Ancak, eşinin ve iki küçük kızının yanına gitmek için hazırlık yapan Onur, daha dışarı bile çıkamadan bu kez İstanbul 1. Sulh Mahkemesi tarafından, tahliye kararı veren mahkeme ile taban tabana bir kararla yeniden tutuklandı!
Üstelik bu tutuklama kararından Onur’un avukatı bile sonradan haberdar olabildi! O tarihten bugüne bir yıla yakın süredir tutukluluğu iddianamesi bile olmadan ve avukatlarının deyişiyle ölçüsüz ve keyfi olarak sürüyor!
Onur Gülin unutulan tutuklulardan biri!
Avukatı ile konuşurken göğsümün sıkıştığını hissettim. Bakın ne diyordu:
-Ne yargılıyorlar ne de tahliye ediyorlar…
Aynı feryadı Onur’da cezaevinde haykırıyor, “Bizleri hatırlatın ey halkım, sesimizi duyuracak, sessiz çığlıklarımızı Kaf Dağı’nın ardına taşıyacak olan sizlersiniz” diyordu…
Kendi sözleriyle “yorulmuştu artık!” Kanserle savaşan bir eş, kokusunu özlediği iki küçük kız çocuğu tek başlarına yaşam mücadelesi verirken eli kolu bağlı olmanın dayanılmaz acısını çekiyordu…
Onur Gülin’in ayda bir açık görüşte kucaklayabildiği kızlarıyla ilgili yazdığı şiir de vardı o mektupta… Vicdan kanatan o mektupta görüşme odasını anlatıyordu Onur ve “kızlarına ithaf etmişti şiirini…” Bir bölümünü paylaşayım:
-İki küçük kız ağlıyor görüşme odasında/ Kum saati başlıyor akmaya/ Gözler saatin kadranında/ Keşke biraz daha kalabilse babam yanımda/ Gardiyan vakit tamam diyor bana/ Ayrılırken son bir kez döndü ardına/ Görüşmek üzere dedi bir dahaki aya/ Yüreğimizin bir parçası kaldı orada/ İki küçük kız ağlıyor görüşme odasında…