Pazarcı-Kütahyalı

Türkiye’de hafıza kısa, arşiv ise fazlasıyla utandırıcı.

İster adı Emin Pazarcı olsun…

İster adı Rasim Ozan Kütahyalı olsun…

“Dava” arkadaşları neler yazdı, söyledi şaşkınlıkla takip ettim.

Oysa mesele hiç kişiler değil; bu ülkede yıllardır değişmeyen medya düzeni. Çünkü iktidardan nemalanma yalnız bugüne ait mesele değil...

Türkiye’de her dönemin kendi “makbul kalemleri”, kendi “ekran savaşçıları”, kendi “gönüllü muhafızları” oldu...

Gücün etrafında kümelenen “gazeteciler” değişti ama güce yakın durarak itibar, imkân ve nüfuz devşirme alışkanlığı hiç değişmedi…

Dün başka iktidarların gölgesinde yürüyenler vardı, bugün başka isimler aynı yolu izliyor.

İşte… Bu yüzden mesele tek tek şahıslar değil.

Mesele iktidarın çevresinde oluşan rant ve nüfuz ilişkisi… Türkiye’de bazı kişiler fikir üretmekten çok, iktidara yakın durmayı meslek haline getirdi.

Ki politik rüzgar hangi yönden eserse essin, aynı çeviklikle pozisyon alabilmek artık “entelektüel maharet” gibi sunuluyor!

Oysa gerçek entelektüel tavır, gücün yanında değil, gerektiğinde ona mesafe koyabilmektir. Düşünceye- ilkeye sadık olma insanı değerli kılar…

Belki de tam burada, Türkiye’nin giderek kaybettiği/unuttuğu bir kavramı hatırlatmam gerek: Adab…

Adab iktidara sınır çeker

Bugün neredeyse yalnızca “görgü” anlamında kullanılıyor “adab”... Oysa kavramının, İslam düşünce tarihinde derin anlamı var:

İnsanın, bilgiyle-ahlâk arasındaki dengeyi kurabilmesi, gücün karşısında ölçüsünü kaybetmemesi,........

© Nefes