Muhalefet düşmanlığı
Türkiye’de iktidar-muhalefet didişmesi hiç bitmiyor!
Türkiye’de -sadece CHP değil- her türlü muhalefet, iktidarın meşru alternatifi olarak değil, düzeni-rejimi zorlayan istikrar riski olarak algılanıyor…
Demokrasinin gelişebilmesi için iktidar karşısına bağımsız toplumsal güçlerin çıkması şarttır. İnsanlar partilerde, sendikalarda, derneklerde, mesleki odalarda, siyasi hareketlerde örgütlenebilmeli, iktidarı eleştirilmeli ve gerektiğinde ona karşı hak talep edebilmeli…
Türkiye’de bu niye mümkün olmuyor?
Muhalefet neden sürekli yargı karşısına çıkarılıyor?
Bu hiç yeni değil: Devletin toplumdan daha güçlü olduğu siyasi geleneklerde muhalefet, iktidarın doğal alternatifi değil, düzenin karşısındaki şer odağı gibi algılanıyor.
İktidarın gözünde sorun muhalefetin ne söylediği değil, güç merkezi haline gelmesi...
Mesele CHP değil; kadın yürüyüşlerinden öğrenci protestolarına, öğretmen eylemlerinden NATO karşıtı gösterilere kadar uzanan yasaklama refleksinin gerisinde aynı zihniyet yatıyor. Bu anlayış, devleti topluma hizmet eden kurumdan çok, toplumu denetleyen otorite olarak görüyor. Böylece her itirazı demokratik hak değil, kontrol edilmesi gereken tehdit olarak değerlendiriyor…
Soruyu tekrar edeyim; peki neden?
Muhalefeti iktidarın meşru alternatifi değil, istikrar açısından potansiyel risk olarak gören anlayışın kökleri eskiye uzanıyor…
Osmanlı’nın son iki yüzyılı savaşlar, isyanlar, ayrılıkçı hareketler ve toprak kayıplarıyla geçti. Cumhuriyet de kuruluşundan itibaren dış tehditler, darbeler, terör ve çeşitli krizlerle karşı karşıya kaldı.
Böylesi bir tarihsel hafıza devletin........
