Komisyon kurarak çocuklar kurtulmaz
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un art arda yaşanan okul saldırılarından sonra, “Amasız, fakatsız hiçbir tereddüt olmadan süratle komisyon kurulmalı” sözleri, zaman kaybı ve yanıltmacadan başka bir şey değil.
Meclis araştırma komisyonlarının aylar süren çalışmalarının ardından ortaya koyduğu önerilerin idare açısından hiçbir bağlayıcılığı yok. Ayrıca, sorunun çözümü için hızla karar almak, ilgili bakanların ve iktidarın görevi.
Meslek hayatımın 25 yılını TBMM koridorlarında geçirmiş biri olarak, araştırma komisyonlarının işlevsizliği konusunda derin gözlemlerim var. Her yasama döneminde en az 15 araştırma komisyonu kurulur. Her biri en az üç ay çalışır, uzmanlar dinlenir, sonra rapor hazırlanarak öneriler sıralanır.
Son yasama döneminde 7 komisyon kuruldu ve bunların ikisi çocuklarla ilgili. “Çocukların Her Türlü Şiddet, İhmal ve İstismardan Korunması Komisyonu ve Çocukların Suça Sürüklenmesine Yol Açan Nedenlerin İncelenmesi Komisyonu”. Şimdi bir yenisi öneriliyor. Konuşulmadık ne kalmış olabilir ki?
Oysa komisyon raporunun bekleneceği o üç ay içerisinde, ilgili kurumlar ve bakanlıkların çoktan harekete geçmiş, eksik ve yanlış ne varsa düzeltmiş, yeni düzenlemeleri meclis gündemine getirmiş olması gerekmez mi?
Siyasette çoğunlukla komisyon kurmak bir işi askıya alma ve sürüncemede bırakma anlamına gelir. Eğer gerçekte ne olduğu bilinmek isteniyorsa, TBMM’nin tozlu raflarında bekleyen onlarca komisyon raporunun okunması yeterlidir.
Artık işi komisyona havale etme zihniyetinden vazgeçilmeli ve daha önce TBMM’ye gelip, çocuklarla ilgili ‘can yakıcı’ tabloyu ortaya koyan uzmanların söylediklerine bir kez daha bakılmalıdır. Örneğin;
- MESEM projesi kapsamında çocuk işçi olarak kullanılan meslek liselilerin ölümleri ve sakatlanmaları sorununu konuşurken, deneyimsiz öğrencileri ağır iş makinalarının başına koyan kaç işverenin ölümlerden sorumlu tutulduğuna bakmak gerekir.
- Akran zorbalığı konusunda, Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların okullarda ne yaptıklarına bakılabilir. Rehberlik öğretmenlerinin en az matematik öğretmenleri kadar aktif kullanılmasına olanak yaratılabilir.
- Her çocuğun ayda en az birkaç kez akran zorbalığı yaşadığını, bunun 6-12 yaş grubunda daha yaygın olduğunu Meclis’e gelerek söyleyen uzmanlara kulak verilmelidir.
- Suça sürüklenen çocuklar nedeniyle yaşanan olay sayısının yılda ortalama 200 bin civarında olduğunu biliniyor. Bu suça karışanların 15-17 yaş grubunda olduğunu devletin uzmanları söylüyor. Suça sürüklenen çocukların yüzde 70-80 oranında erkek çocuklar.
- Çocukların en fazla yaralama ve hırsızlık nedeniyle güvenlik birimine getirildiği, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, satmak ve satın almak suçlarında son yıllarda artış olduğu rakamları devlette mevcut.
- Türkiye ceza infaz kurumlarında toplam 5 bin civarında çocuk var. Bu çocukların 500’e yakını yabancı uyruklu. Denetim serbestlik altında bulunan çocuk sayısı 10 bin civarında. Suça sürüklenen çocukların yüzde 76’sı 15-18 yaş grubunda, yüzde 24’ü 12-14 yaş grubunda. Bu veriler de devlette var.
- En çarpıcısı, Türkiye’de 10 milyon civarında yoksul çocuk var. Toplamda yüzde 32 oranında çocuk yoksulluğu mevcut.
- Sosyal medyada çocukları bekleyen tehditler ve riskleri, aile içi şiddeti, ilgisiz ebeveynleri, okul yönetimlerinin çocukların psikolojilerini takip açısından rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini görmezden gelmelerini, güvenlik sorunlarını dahil ederseniz, zaten atılması gereken adımların fotoğrafını görürsünüz.
Yani yarın sabah çalışmaya başlarsanız, bir hafta sonra gerekli kararları hayata geçirebilirsiniz.
O yüzden yeni bir komisyonla oyalanmaya gerek yok.
