menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürkçülük akıldır, hukuktur insan onurudur özgürlüktür...

13 0
latest

Son günlerde çok sık duyduğum bir argüman var: “Atatürkçüler anti-emperyalisttir haliyle emperyalist saldırıya uğrayanın yanında durmak gerekir… Bu insanlık görevidir...”

İlk bakışta kulağa doğru geliyor ama sadece ilk bakışta…

O halde cevap bekliyorum: Hitler’e biri saldırsa Hitler’in yanında mı durmalıydım?.. Stalin’e karşı bir güç çıksa Stalin’i mi savunacaktım?..”

Elbette hayır çünkü mesele sadece “kim kime saldırıyor” değildir...

Mesele: Kimin ne olduğu… Nasıl bir rejim olduğu… Ne yaptığıdır…

Atatürkçülük sadece “anti-emperyalizm” değildir…

Atatürkçülük; akıldır, hukuktur, insan onurudur, özgürlüktür...

Eğer bir rejim, kendi halkını eziyor, insan haklarını yok ediyorsa: o rejim zaten Atatürkçü değildir...

Ve dikkat!.. Atatürk, hiçbir zaman “düşmanımın düşmanı dostumdur” demedi…

Atatürk, her zaman “yurtta sulh, cihanda sulh” dedi.

Yani… Ne emperyalizmin yanında ol… Ne de zalimin yanında…

Bazıları diyor ki: “Amerika kötüyse, karşısındaki iyidir...”.

Bu, düşünce değil, bu, bir refleks… Bu, siyaset değil… Bu, duygusal savrulma…

Şimdi asıl soruya geleyim: Kendi halkına zulmeden bir rejimi, sırf anti-emperyalist diye savunmak, neyin göstergesi?..

Bu, bir ilke de değil...

Bu sadece: “Benim düşmanımın karşısındaysa, iyidir” kolaycılığıdır ama dünya bu kadar basit değil…

Adalet, ancak herkese eşit uygulandığında adalettir...

Bir stand-up sahnesinde Kanuni Sultan Süleyman’ın harem hayatı üzerinden yaptığı bir espri nedeniyle Tuba Ulu’nun gözaltına alınması, sadece bir bireyin değil, ifade özgürlüğünün de sorgulanmasına yol açacaktır…

Oysa ve özellikle mutlak iktidar sahibi olanlar, eleştirinin ve hatta mizahın konusu olabilir…

Bu, modern düşüncenin ve özgür toplumun temelidir ancak asıl çelişki burada başlıyor…

Aynı yargı düzeni, bu kadar hızlı ve sert refleksi, Mustafa Kemal Atatürk gibi bu ülkenin kurucu liderine yönelik açık ve ağır hakaretlerde göstermiyor...

Eğer “milli ve manevi değerlere hakaret” gerçekten korunması gereken bir ilke ise…

Bu ilke kişilere göre değişmemeli…

Aksi halde ortada hukuk değil, tercih olduğu kabul edilir...

Sorun, bir komedyenin söylediği sözden çok daha derindir…

Sorun, hukukun evrensel ölçütler yerine seçici bir hassasiyetle işletilmesidir…

Çünkü adaletin olmadığı yerde, toplumda güven de kalmaz...

İnsanlar, neyin suç olup olmadığına değil…

Kimin hakkında konuştuğuna göre muamele göreceğini düşünmeye başlar…

Oysa güçlü devlet, mizaha tahammül edebilen devlettir…

Güçlü hukuk ise, herkese eşit uygulanan hukuktur…

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, geçmişin tartışmalı (Seks köleliği gerçeği) alanlarını cezalandırmak değil; bugünün hukukunu tutarlı ve âdil hale getirmektir…

Adalet, ancak herkese eşit uygulandığında adalettir...

Aksi halde, sadece bir görüntüden ibaret kalır…


© Nefes