Başarının perde arkası: Zihinsel hakimiyet

Sporun zirvesi olimpiyatta altın madalyası yok. Koleksiyonundaki tek eksiği gidermek adına belki de son şansı olan Paris 2024’e yasaklı madde kullandığı için gidemedi. Kariyerindeki bu olumsuzlukları, Tiran’da biraz olsun unutturdu. İndirilen cezasının ardından döndüğü minderde 13’üncü kez Avrupa Şampiyonu olarak rekor kırdı. 3 olimpiyat, 9 dünya şampiyonluğu bulunan efsane Karelin’i en azından Avrupa’da geçmesi, onu özel kılıyor. Parantez: Rıza’nın ceza almasına yol açanlara ceza verilip verilmediğini bilen var mı?

Performans psikolojisi uzmanı Levent Doğan, milli güreşçimizin Tiran’daki başarısını, özellikle de rakibinden tokat yediği yarı finalde nasıl ayakta kaldığını anlatan bir yazı gönderdi. Paylaşıyorum:

AMİGDALA MI, ALTIN MI?

Spor dünyası genellikle kas gücünü, hızı ve teknik beceriyi alkışlar. Ancak Rıza Kayaalp’in yarı final maçında yaşadığı olay, bize başarının öteki yüzünü, bir anlamda perde arkasını hatırlattı: Zihinsel hakimiyet.

Rakibinin centilmenlik dışı hareketi, aslında fiziksel bir saldırıdan ziyade amatör bir tepkisel davranıştı. Rıza saldırıya rağmen yerde bir süre bekledi ve ayağa kalktı. Bunu sadece yaşanan olayın şaşkınlığıyla veya canının yanmasından yapmadı. Elit seviyede bir zihinsel performans gösterdi.

İnsan beyni, beklenmedik bir saldırı aldığında “savaş ya da kaç” tepkisi verir. Bu anlarda, mantıklı kararlar veren ön beyin yerine (prefrontal korteks), ilkel ve öfkeli olan orta beynimiz (amigdala) aktif olur. Beynin bu işleviyle seçilen davranışa tepki denir. Rıza’nın rakibinin yaptığı tam olarak buydu. Rıza ise tepkilerini dindirdi ve ön beyin aktivitesiyle düşündü. Dolayısıyla, seçtiği davranışlar tepki değil, yanıt oldu. Bu seçimi yapabilmek, şampiyon bir zihin gerektirir. Bu da yıllarca süren mental bir antrenmanın zaferidir.

TEPKİ DEĞİL, YANIT VERİN!

Rıza, o an tüm tepkilerini yöneterek rakibine en ağır cezayı verdi. Onu oyunun kurallarıyla mağlup etti. Genç sporcular buraya dikkat etmeli: Tepki vermek değil, yanıt vermek güçtür. Minder, yeşil saha, parke fark etmez; performans gösterdiğiniz alanlarda yüksek baskı ve stres vardır. Bu yüzden, zihinsel antrenmanlarınızı aksattığınız takdirde, Rıza’nın rakibi gibi itibarınızı yerle bir edecek davranışlar gösterebilirsiniz. En iyi ihtimalle, devamlılık göstermeyen bir performansınız olur.

Şampiyonlar, irade sahibi ve tüm yüksek nabza rağmen bilinçli düşünebilen insanlardır. Duygu, duyum, düşünce gibi içsel tecrübelerinin esiri değillerdir. Kaybedenler ise rakip gibi ilkel iradenin esiri, tepkisellerdir.

KARABIYIK’IN UYARILARI

Türk voleybolunun bugünlere gelmesinde çok büyük rolü olan Erol Ünal Karabıyık; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayın organı 24 Saat Gazetesi’ndeki yazısında TMOK seçimini ve yeni yönetimini masaya yatırdı. Karabıyık’a göre…

Tüzükteki “Hükümet ve kamu otoriteleri üye atayamaz, aday gösteremez” hükmüne rağmen aday listesine kabulün Spor Bakanı’nın takdiriyle olması, seçim sürecine hükümet müdahalesinin kamuoyu önünde açıkça ikrarı anlamını taşıyor.

TMOK’UN yönetimini ‘atanmış’ isimlerle şekillendirmesi ‘doping kontrollerinin bağımsızlığı’ kuralını da ihlal ediyor ve bu durum Türkiye’nin ‘uyumsuz ülke’ ilan edilmesine, Rusya’nınkine benzer men cezalarına yol açacak nitelikte…

TMOK sicilinde federasyonlar kurumsal üye olarak kayıtlıdır. Söz konusu temsilciler ise üye siciline kayıtlı değildir. Dolayısıyla bu adayların seçilme ehliyetleri bulunmadığı için listeye yazılmaları da hukuken mümkün değildir.

Ünal Başkan sürekli dile getirdiğim ‘liyakat’ vurgusunu çok daha önemli bir yere, hukuksal bir zemine taşımış… Yeni TMOK Başkanı her ne kadar teşkilatın içinden gelse de Türk sporunun çatı kuruluşu “Ben yaptım oldu” kafasıyla yönetildiği ve yönetileceği sürece, Los Angeles 2028 sonrası, Paris 2024’ten sonra konuştuklarımızın aynısını konuşuruz!


© Nefes