menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargı kimin hakkını korur?

110 0
latest

Türkiye çok ilginç bir dönem yaşıyor.

Geçenlerde Gaziantep’teki Sırma Halı şirketinde çalışan işçilerin düşük ücret ve zamların yatırılmaması gerekçesiyle yaptığı eyleme destek olan BİRTEK SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklanmıştı.

Türkmen tutuklanma kararından sonra gazetecilere “Sırma Halı’nın patronu istedi, onlar da tutukladı” diye seslenmişti.

Ne Türkmen’i tanırım ne Sırma Halı’nın sahibi Hanifi Şireci’yi.

Yazacaklarım yaptığım araştırmada elde ettiğim bilgilere dayanıyor.

Ne yazık ki Türkmen doğru söylüyor. Gaziantep yargısı Türkmen’i Şireci’nin “yalan bilgiyi yayma” suçlaması ve “Halkı kim ve düşmanlığa sevk etme” iddiasıyla tutuklamış.

Peki Türkmen hangi yalan bilgiyi yaymış?

- Sırma Halı işçilerinin maaşının geç yatırıldığı bilgisi mi?

- Sırma Halı işçilerinin maaş zam farklarının yatırılmadığı bilgisi mi?

- Sırma Halı fabrikasında iş kazaları yaşandığı mı?

Tek tek baktım. Üçü de doğru. O zaman Türkmen hangi yalan bilgiyi yaymış.

Ya “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” suçlamasının dayanağı ne?

Hakkını arayan işçiye bir sendikacı olarak destek vermek ne zaman suç oldu?

Biraz arşivlere baktım. Başka bir Şireci de Ahmet Şireci. O da tekstilci.

2025’te onun da fabrikasında çalışan işçiler benzer gerekçelerle eylem yapmış.

O zaman da Türkmen işçilere destek vermiş.

O zaman da Türkmen, Şireci’nin (bu defa Ahmet Şireci’nin) şikayetiyle gözaltına alınmış.

Neymiş efendim Şireci ailesi hayırsever bir aileymiş, Gaziantep Mezarlığı’na cami yapmışlar, okul yaptırmışlar.

Madem hayırsever bir aile o zaman çalıştırdıkları işçilere de insanca koşullar sağlasınlar. Maaşlarını zamanında ödesinler. Hakça bir zam yapsınlar. İş güvenliği önlemlerini alsınlar, iş kazalarını önlesinler.

Bundan daha büyük bir hayır olur mu?

Hem böyle olursa işçiler de eylem yapmaz, Mehmet Türkmen de o işçilere destek istemez!

Bir başka örnek de Muğla’dan.

İkizköy’deki Akbelen Ormanı’ndaki acele kamulaştırmaya karşı çıkan Esra Işık gece yarısı baskınıyla gözaltına alındı ve önceki gün de tutuklandı.

Daha önce de yaptığı gibi Akbelen civarındaki altı köyde linyit madeni açma çalışmalarına karşı çıkmış. Köylülerle birlikte bu kararları eleştirmiş.

“Bunun neresi suç?” diyebilirsiniz.

Cevabını tutuklama kararına gerekçe yapılan suçlamadan verelim:

“Görevi yaptırmamak için direnme!”

Peki böyle bir suçlamayla insan mı tutuklanır?

Tutuklama kararını veren sulh ceza hakiminin bu soruya verdiği yanıta bak hizaya gel!

“Şüphelinin bölgede keşif yapacak heyetlere baskı yapabileceği kanaatine vardığımızdan adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklamanın ölçülü olacağı...”

Tercümesi: Akbelen’e maden açacak patronların canını daha fazla sıkmasın!

Şimdi soralım: Esra Işık’ın yapılmasını engellediği söylenen görev ne?

Köylüleri yüz yıllardır yaşadıkları topraklardan sürme. Çevredeki ağaçları kesme. O muhteşem doğayı yok edip büyük kamyonların, iş makinaların cirit attığı bir maden sahasına çevirme.

Termik santrallerinde kullanacakları linyiti bulmak için çevreyi doğayı yok edecek şirketlerin yaptığı suç değil ama buna karşı çıkan Esra Işık’ın yaptığı hapislik suç.

Nihayetinde işin ucunda çevre var, doğa var, tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. Kul hakkı var.

Doğayı katleden, işçinin hakkını, kulun hakkını yiyen patron zengin diye, güçlü diye her zaman haklı mı sayılacak?

Yargımız hakkı yenen işçinin, toprağı zorla kamulaştırılan köylünün hakkını mı savunacak üç tane patronun hakkını mı?

Ya da şöyle sorayım: “Hayırsever” diye, “zengin” diye bu adamlara her istediklerini yapma hakkı mı verilecek. Onların yaptığı yanlışlara karşı çıkan ve onlar tarafından şikâyet edilen her hak savunucusunu tutuklayacak mısınız?


© Nefes