Ünlüce: Verilmeyecek hesabım yok
Artık CHP’li belediyelerle ilgili yeni bir soruşturma ya da operasyon haberi gelmeyen bir gün dahi geçmiyor.
Geçen hafta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la ilgili soruşturma izinleri verilmişti. Normal şartlarda gündem dahi olmayacak bazı iddialar köpürtülerek Yavaş’la ilişkilendirilmeye çalışılmış ve Yavaş hedefteymiş algısı yaratılmaya çalışılmıştı.
Hiç gecikmeden basın toplantısı düzenleyen Yavaş’ın her iddiaya bir yanıtı vardı. Gayet de ikna edici yanıtlardı.
Zaten bu kadar çok müfettişin görev yaptığı, savcılıkların, kolluk kuvvetinin, hatta istihbaratın bu kadar mercek tuttuğu, yakından takip ettiği CHP’li belediyelerde bilerek isteyerek dahi yolsuzluk yapmak, hatta yapabilmek mucize gibi bir şey olsa gerek.
Yavaş’tan sonra Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce hakkında soruşturma izni verilmesi istendi. Büyük ihtimalle de İçişleri Bakanlığı bu talebe olumlu yanıt verecektir.
Soruşturma izni istenmesinin gerekçesi şu:
Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü 24 Kasım 2025 günü yaptığı olağan genel kurulda su, atıksu, hizmetler ve teminatlar ile yaptırımlar konusunda 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni tarifeleri belirlemiş.
Yeni tarifenin bazı kalemleriyle ilgili hesaplamalar 2025 yılı tarifesi yerine 2024 tarifesi üzerinden yapılmış. Böyle olunca da su ve atıksu tarifeleri konusunda bir hata ortaya çıkmasa bile “Mühür Koparma/Aparat Kırma, Sayaç Sökme/Sayaç Yerini Değiştirme, Kaçak Su Bedeli Cezası” gibi “hizmetler ve teminatlar ile yaptırımlar” alanında hatalar ortaya çıkmış. Yaptırımlar olması gerekenden daha ağır olmuş.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki AK Parti grubu da bunun bir hata olmadığını, ESKİ yöneticileri tarafından Genel Kurul kararları tahrip edilerek bizzat yapıldığını, Ünlüce’nin de bu belgeleri imzaladığını iddia edip basın toplantısı düzenlemiş ve “sahtecilik” gibi suçlamalarla suç duyurusunda bulunmuş.
Ünlüce hakkında da soruşturma izni istendiği haberini duyunca kendisini aradım ve bilgi istedim. AK Parti’nin basın toplantısından sonra hemen harekete geçtiğini söyleyen Ünlüce, şunları söyledi:
“İnceleme talimatı verdim. Üç hukukçunun olduğu bir inceleme heyeti oluşturdum. İnceleme henüz sonuçlanmadı. Ayrıca hemen Olağanüstü Genel Kurul toplantısı çağrısı yaptım. Sözü geçen tarifenin yanlış olduğu anlaşılınca, hatanın düzeltileceğini, fazla tahsilat varsa iade edileceğini söyledim. Hafta sonuna kadar rapor hazırlanır ve kaç hatalı işlem yapıldığı, ne kadar fazla tahsilat yapıldığı ortaya çıkar.”
Ünlüce, bu yaptıklarına karşın AK Parti İl Başkanlığı’nın suç duyurusunda bulunduğuna dikkat çekerek, “AK Parti sahtecilik olduğunu söylüyor. Onlar savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bakanlık ön inceleme için müfettiş gönderecek. Sürecin hukuki ilerlemesi lazım ama AK Parti siyasi olarak devam ettirmeye çalışıyor” dedi.
ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen’in emekli olduğunu, olayda dahli olan diğer çalışanların da eylemlerinin incelendiğini vurgulayan Ünlüce sözlerini şöyle sürdürdü:
“Verilmeyecek hesabım yok. Ortada bir kamu zararı yok. Olaydan menfaat edinmiş kimse yok. Bir kastımız da yok. Tek isteğimiz işlerin hukuki boyutta devam etmesidir. Olay siyasileştirilmesin istiyoruz. “
AK Parti’nin tarifeler konusundaki hassasiyeti bir hatanın ortaya çıkmasını ve düzeltilmesini sağlamış. Bu vesileyle kendilerinin halkın hakkını savunma gayretini takdir ediyorum.
Meclis denetimi başta olmak üzere denetim her türlü idari tasarruf için şartmış. Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki AK Parti grubu olmasaymış, bu hata fark edilemeyecekmiş.
İktidarımız tarafından yönetilen belediyelerin ve kamu kurumlarının da denetimin önemini ve halkın hakkını aynı hassasiyetle göz önünde tutmasını diliyorum.
Yazımı şunun altını çizerek bitirmek istiyorum:
Gerek Mansur Yavaş gerek Ayşe Ünlüce durumunda olduğu gibi, belediyelerin kendi içlerinde soruşturduğu inceleme/soruşturma konuları, büyük siyasi skandallar gibi gösterilerek CHP’li belediye başkanları hedef alınıyor.
Bazen iş şafak baskınlarıyla tutuklama kararlarıyla daha da ileri götürülüyor. “Adli soruşturma” kavramı adeta CHP’li başkanların üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyor.
Bu baskı ortamı karşısında Mansur Yavaş’ın “yeter artık” diye isyan etmesi işin en doğal sonucu olsa gerek.
