Kuş ekmeği |
Bir şair arkadaşım var. Adı Hakkı Zariç.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımdaki en aykırı arkadaşım.
Dünya üzerinde geçirdiğim ikinci 25 yılın politik ama aynı zamanda en melankolik kahramanı.
Şimdi olgunluk (üçüncü 25 yıl) dönemimizin başlarındayız ve bizim için hasat zamanı. Edebiyat, şiir, sanat, tarihle dolu sohbetler.
“Kelimelerin efendisi” diyorum ben ona. Arkadaş sohbetlerimizin isyankarı.
Şair arkadaşları ise (nedense) “Zariç” diyor kendisine. Çok karizmatik duruyor.
Ancak ben gülümsüyorum bu duruma...
Çünkü “sorunlu bir durumun iyi bir sonuç verdiği” komik bir hikayesi var.
Bizim büyüdüğümüz topraklarda ailelere soyadları dağıtılırken nüfus memurlarının gazabına uğramışız.
Bazı köylerimizde, mesela eski adı Bendivan olan Kayalık köyünde “U” harfiyle başlayan soyadları vermişler.
Ukşal, Urlunç, Uray, Uçum...
(Uçum soyadı size tanıdık gelebilir. Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Mehmet Uçum’un ailesinin köyünden söz ediyorum.)
Benim soyadımın Zeyrek olmasından da tahmin edebileceğiniz üzere, ilçenin önemli bir bölümünün soyadı da “Z” harfiyle başlamış.
Zeyrek, Zeybek, Zeybey, Zerman, Zinderen, Zariç, Zaman, Zengi, Zengül...
Memurlar ne anlama geliyor, hatta bir anlamı var mı diye bakmadan önlerine gelene rastgele vermiş bu soyadları.
Bir kısım ailelerin soyadları da “Y” ile başlıyor.
Yasavur, Yassıboğa, Yağışan, Yahşi, Yaşin, Yağbasan...
Kimse itiraz edememiş. Kimse “bunun anlamı ne” diye soramamış. Herkes almış nüfus cüzdanını ve (el mahkum) hayatına bakmış.
Arkadaş toplantılarımızda sohbetler uzadığında, birbirinin aynı olan derin siyasi konulara girdiğimizde Hakkı devreye girer ve “Çok........