İlhamın, Mücadelenin, Başarının Adı Kadın

8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Kutlayanlar oluyor. Neredeyse her gün kadın cinayetlerinin işlendiği, kız çocuklarının öldürüldüğü bir yerde kutlama yapmak ütopik değil mi?

8 Mart, işçi hareketine dayanan; kadın hakları ve eşitlik mücadelesinin simgesi olan bir gün.

Birazdan, mücadele eden ve ilham olan Türk kadınlarından bazılarının nasıl başardıklarını, topluma fayda sağlamak için hangi yolları yürüdüklerini ve hedeflerini okuyacaksınız.

Ama önce, Ulu Önder Atatürk’ün kadınlar için söylediği birkaç cümleyi hatırlatmak isterim.

“Kadınları geride bırakan toplum geride kalmaya mahkûmdur.”

Ne kadar doğru, derin bir tespit ve ileri görüş değil mi?

“Bir toplum, cinslerinden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesi ile yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur.” da dedi.

Türk kadını da atasını dinledi.

Açtığı yolda gösterdiği hedefe hiç durmadan yürüyen, yılmayan, üreten, çalışan ve özellikle de kız çocuklarına ilham olan kadınlarla konuştum.

Türkiye İş Bankası sahipliğinde dördüncü kez düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” panelini takip ettim.

‘Güçlü kadın’ tanımı nedir?

Karşılaşılan zorluklar neler?

Başarı ne demek? Kime göre, neye göre belirleniyor?

Daha eşit bir dünya için iş hep mi başa düşüyor?

Toprak Anadan Sofraya Uzanan Bereket

Bir tohumun toprağa ekimi kolaydır. Sonrası zahmetli. Yeşertmek; sebzeyi, meyveyi elde etmek her şeyden önce emek ister. Sabır, fıtratında var.

İşin gerçeği ise acı. Artık üreten, her türlü maliyetin altında eziliyor; kazanamıyor. Toprağa küsen, küsene…

Köyünü terk eden, ekip biçmeyenler şehirde yaşam mücadelesi veriyor.

Bu noktada kadın girişimciler devreye girdi. Son 7-8 yıldır tarım sektöründe küçük çapta üretim yapan kadınların sayısı arttı.

Tek bir kişi ile başlayan serüvenler, büyük imalathanelere dönüştü.

Özellikle internet üzerinde organik tarım ve organik kozmetik alanında atılımlar var.

Kadın eli değen sektör büyüdü, güzelleşti.

Dr. Ece Aynur Onur‘un hikâyesi ile ne demek istediğim ete kemiğe bürünüyor.

Onur, ABD’de akademik kariyerini bıraktı.

8 yıl önce dede toprağında Burdur’un bir köyünde ülkemizdeki susuz tarımın kurucusu oldu.

Malum; su kaynakları kıt, kirli.

Damla sulama konusunda bile dünyada gerideyiz.

Yağmur suyunu pek çok kentte toprağa bir türlü entegre edemiyoruz.

Madenler için talan edilen ormanlar ve ormanlardan gelen temiz suyu da kurutuyoruz.

Göllerin, barajların hâli ortada.

Daha da vahimi........

© Nefes