menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu da nereden çıktı?

327 0
yesterday

İki önemli ismin iki cümlesini yazmak istiyorum.

BİRİNCİSİ: “Türkiye Avrupa’nın ayrılmaz parçasıdır, hedefimiz tam üyelik.” Bunu Tayyip Erdoğan çok kısa bir süre önce söyledi.

İKİNCİSİ: “Avrupa kıtası Rus, Türk ya da Çin etkisiyle şekillenmemeli.” Bunu söyleyen de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen.

Şimdi bu iki cümleyi yan yana koyduğumuzda ortaya bir tablo çıkıyor.

Konuyu eski milletvekillerinden Emin Şirin’le konuşuyorduk.

“Ben de bu konuda bu sabah bir tweet paylaşımı yaptım” dedi.

Emin Şirin bakın konuya nasıl yaklaşmış;

Von der Leyen Türkiye’yi, Avrupa’nın parçası olarak değil; Avrupa’nın dengelemek istediği bir jeopolitik unsur olarak görüyor.

Üstelik bu sadece dışarıdan dayatılan bir algı da değil. Türkiye uzun süredir söylemde Avrupa’yı işaret ederken, eylemde Avrupa’dan uzaklaşıyor.

Avrupa ile temas zayıf, siyasi yoğunluk başka coğrafyalarda.

Bu şekilde “aitiz” demek yetmiyor. Bu yönelim devam ederse Türkiye’nin yeri Avrupa’nın içinde değil, Büyük Orta Doğu denkleminin içinde tarif edilir.

Açık konuşalım: Türkiye’ye ABD’den de Rusya’dan da Çin’den de kalıcı bir hukuk ve refah modeli çıkmaz. Türkiye’nin doğal havzası Avrupa’dır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Hakan Fidan, koyduğunuz hedefte ciddi iseniz: Söylem ile eylem arasındaki mesafeyi kapatın. Avrupa ile gerçek ve sürekli temas kurun. Hukuk devletini ve güveni yeniden tesis edin.

AB de artık karar vermeli: Türkiye’yi gerçekten Avrupa’nın parçası mı görecek, yoksa ihtiyaç duyduğunda kullandığı bir çevre ülke olarak mı tutacak?

Allah Allah şu işe bakın

Kurban Bayramı yaklaşıyor.

Diyanet Vakfı bu yıl “vekaleten” kurban kesim ücretlerini açıkladı.

Buna göre yurtiçinde 18 bin lira.

Ama yurtdışı için ödeyeceğiniz para 7 bin lira.

Aradaki fark 11 bin lira.

Şimdi Diyanet Vakfı’na sormak isterim.

Kurban kesmeye niyetlenmiş bir vatandaş olarak 18 bin lira verip yurtiçinde kurban kestireceğime 7 bin lira verip yurtdışında kestirirsem aynı sevabı mı kazanacağım?

Eğer aynı ise 7 bin lirayı verip dini bir vecibeyi ucuza getirmek dinen uygun mu?

Bir diğer konu da şu;

Diyanet yurtiçi ve yurtdışı kesimleri arasında bu kadar fark yaratıyorsa demek ki Türkiye Avrupa’dan çok daha pahalı bir ülke durumuna gelmiş…

O halde ekonomist cumhurbaşkanının uyguladığı ekonomik önlemler Türkiye’ye yarar değil zarar getirmiştir.

Ne diyorsunuz buna Diyanet Vakfı yöneticileri?

Neden el sıkmadığını açıkladı

Butlan konusu beklenirken Kılıçdaroğlu’na çok yakın bir dostuma “Hüsamettin Cindoruk’un cenazesinde Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’in elini sıkmaması çok yanlış oldu” dedim.

Dostum “Ben de şaşırdım, iyi ki aklıma getirdin soracağım” dedi.

Ertesi gün “Dediğini Kemal Bey’e sordum” dedi ve aldığı cevabı aktardı;

“Cenaze törenlerinde protokolde olacağımız yere korumalar geçerler ve biz gelince el kaldırırlar, biz de oraya geçeriz hızlıca.

O gün geldiğim an ilerde baktım Mehmet Sevigen el kaldırdı ben de oraya yöneldim.

Gerçekten görmedim Özgür Özel’i. Cenazede hele asla yapmam böyle bir şey. Görsem elini sıkardım.

Hadi ben görmedim! Keşke Özgür Özel gelseydi yanıma. El sıkışıp konuşabilirdik.”

Emekliyi böyle gömdüler işte

Diyanet yurtiçi vekaleten kurban kesim bedellerini açıklayınca aklıma “Bir emekli bayram ikramiyesi ile kurban kesebilir mi?” sorusu takıldı.

Bedel 18 bin lira olduğuna göre mümkün değil.

Açıp baktım bayram ikramiyesi ne zaman başlamış diye.

İlk ikramiye 2018’de verilmiş ve 1000 liraymış.

2018’in kurban kesim fiyatlarına baktım.

Yurtiçinde 850 yurtdışında 625 liraymış.

Yani 7 yıl önce emekli 1000 liralık bayram ikramiyesi ile kurban kesebiliyormuş.

Bugün ise emekli bırakın ikramiye ile kurban almayı kasabın bile önünden geçemiyor.

Helal olsun böyle ekonomik programa değil mi?

Valisi... Savcısı, hakimi...

Özetle kamu görevlileri...

Bunun içinden çıkılabilir mi?..

“Biz ülkeyi nereye getirmişiz?” diye...


© Nefes