İmamoğlu’nun savunması |
Uzun zamandır anketleri ve sonuçlarını takip ediyorum zaman zaman da köşemde sizlerle paylaşıyorum.
Dün yazıma otururken arşivimi açtım ve güvendiğim anket firmalarından biri olan AREA (Murat Karan’ın sahibi olduğu) Kasım 2025 araştırmasını bir kez daha inceledim.
Ankete göre; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili açıklanan iddianame sonrası kanaatle ilgili; iddiaların doğru olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 33.8, iddiaların siyasi amaçlı olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 52.6. Fikir belirtmeyenlerin oranı ise yüzde 13.6. Bir başka tartışma konusu da var İmamoğlu’yla ilgili. Ekrem İmamoğlu davasının TRT’de canlı olarak yayınlanması hakkında; destekleyenlerin oranı yüzde 82.1, desteklemeyenlerin oranı yüzde 13.4.
Buradan dün başlayan Ekrem İmamoğlu’nun bir numara olduğu 107’si tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB davasına geleceğim. Silivri’de gün boyu yaşanan tartışmaları okudunuz, seyrettiniz. Bu yüzden ayrıntılarına girmiyorum. Odaklandığım konu “İmamoğlu nasıl bir savunma yapacak?” AREA’nın veya başka anket firmalarının sorduğu ve ortalama hep aynı yanıtı aldığı “Bu dava siyasi davadır” üzerinden mi savunma yapacak yoksa hukuki anlamda 143 suçlamaya ayrı ayrı yanıt mı verecek? Şunu biliyorum: İmamoğlu ve avukatları aylardır savunma üzerinde çalışıyorlar ve bazı savunmaların “arşive” kaldırıldığı yeni savunmaların hazırlandığı ve on gün önce son şeklinin verildiği ifade ediliyor. Başsavcılık ve iktidar çevrelerince Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük yolsuzluk davası olarak değerlendirilen davayla ilgili İmamoğlu ve avukatlarının yanıtı net: Bu dava siyasi davadır.
Strateji: Yargılayan tarafa dönüşmek
Dört gün önce gazeteci Mirgün Cabas’ın konuğu Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz’di. 6 Mart’ta gerçekleşen Youtube yayınında İlkiz dedi ki:
“İmamoğlu üç ana temelde yargılanıyor. Birincisi; ‘zengin olmak için bunları yaptınız’. İkincisi; ‘Bunları gücünüzde yararlanarak yaptınız.’ Üçüncüsü de ‘cumhurbaşkanı olmak istediğiniz için önce CHP’yi ele geçirmek istediniz.’ Bu eylemlerinize Beylikdüzü’nde başladınız, sonra İstanbul’a geldiniz, sonra bu paraları toplamak suretiyle CHP’yi ele geçirdiniz, sonra cumhurbaşkanı olmak için aday oluyorsunuz, sonra cumhurbaşkanı olacaksınız gibi siyasi iddialarla karşı karşıya kaldığınız zaman istediğiniz kadar davanın hukuki olduğunu söyleyin tam tamına siyasi bir davadır.”
İşte Ekrem İmamoğlu da bu hat üzerine kuracağı siyasi savunmasında “yargılayan tarafa” dönüşmek istiyor.
İmamoğlu tarafı “Hukuk siyasi davanın arkasından geliyor” anlayışında ve başsavcılığın da iktidarın da tam tersi bir hatta. 143 “yolsuzluk” eyleminin “siyaset için yapıldığı” tezine karşı, “Cumhurbaşkanı adayı olduğum için bu iddialar gündeme getirildi” diyor.
13 Kasım 2025’teki yazımda şu cümleleri kurmuştum:
3 bin 741 sayfayı okurken sanki bir televizyon programında siyasi tartışma izliyorum. Bir tarafta “hançerlendim” metaforunu kullanan CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçaroğlu’nu haklı bulanlar diğer tarafta “değişim” diye yola çıkan Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin çağrısını destekleyenler var. İki farklı bakış çarpışıyor.
İmamoğlu’nun ve kendisini savunacak avukatların “Bu dava siyasidir” açıklamalarını destekleyen iddianamedeki bölümlere bakalım.
Örneğin giriş paragrafı: “Mali nitelikli suçların işlenmesi yoluyla elde edilen sermayeyle maddi zenginleşmenin yanı sıra örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun mensubu olduğu siyasi parti olan CHP’nin ele geçirilmesi ve sonrasında gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için fon oluşturulması amacını matuf ‘İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ kapsamındaki örgüt mensupları ile bağlantılı oldukları…”
Sayfalar ilerledikçe CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen “kurultayı”, o kurultayla ilgili açılan “mutlak butlan” davasının da ayrıntılı bir şekilde iddianamede olduğunu anlıyoruz: “38. İstanbul İl Kongresi’nde ‘delegeleri satın alarak’ desteklediği il başkanının seçilmesini sağlayan örgüt liderinin 04- 05.11.2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kongresinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olarak Özgür Özel’i belirlediği, İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde yaşanan sürecin benzerinin genel kurultayda da yaşandığı, ‘delegelerin satın alınarak’ Özgür Özel lehine oy kullanmaları sağlanmıştır. Olağan kurultayda yaşanan usulsüzlükler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma derdesttir. CHP’de yaşanan genel başkan değişikliğinden sonra partinin kontrolü tamamen örgüt liderine geçmiş, 2024 Mart ayında gerçekleştirilen yerel seçimlerinde İstanbul ilçelerinde ve Türkiye genelinde il ve ilçe belediye başkan adaylarının birçoğu örgüt lideri tarafından belirlenmiştir.”
Hatta 4-5 Kasım 2023 CHP kurultayı öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun da içinde olduğu “zoom” toplantısı da var:
“2023 yılı Cumhurbaşkanlığı Genel Seçimlerinde ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ olarak gösterilmeyen şüpheli, CHP’nin o dönemki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı parti içi gizli çalışmalarını hızlandırarak Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Cumhuriyet Halk Partili yöneticileri çeşitli vaatlerle yanına çekmiş ve bu konuda gizli toplantılar yapmıştır. İnternet üzerinde yapılan toplantılardan biri kamuoyuna yansımış, bu görüntülerde parti siyasetinde kendisinden daha üst konumumda bulunan kişilere emir ve talimatlar verdiği, CHP’nin fiili genel başkanı gibi davrandığı görülmüştür.”
SONUÇ: Uzun bir yargılama süreci başladı. Herkes eteğindeki taşı dökecek. Sonuçta; İmamoğlu’yla birlikte 402 isim savunma yapacak, anlatacak. Bir yolsuzluk varsa mutlaka ortaya çıkacak. Sonuçta 143 eylem iddiası var. Siyasi savunma yapsanız bile iş adamları da etkin pişmanlar da anlatacak ve onlara yanıt vereceksiniz. “Ak koyun kara koyun geçit başında belli olur” diyelim.