Güvenlik kaynakları: Yalova bağlantısı henüz yok, HTS ve telefon kayıtları inceleniyor

İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen çatışmaya ilişkin İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ilk yaptığı açıklama dikkat çekiciydi:

“Teröristlerin kimlikleri tespit edilmiştir. İzmit’ten kiralık araçla İstanbul’a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı olduğu, 2’si kardeş olan 2 teröristten birinin de uyuşturucu kaydı olduğu belirlenmiştir.” Bu açıklamanın ardından kafalar karıştı ve “IŞİD/DEAŞ olmayabilir mi? Başka bir selefi örgüt mü?” sorularına yanıt arandı.

Ancak… Dün itibarıyla öldürülen saldırganın DEAŞ’lı olduğu ortaya çıktı. Güvenlik kaynakları şu bilgiyi verdi:

“Saldırganların Yalova bağlantısıyla ilgili bir bilgiye ulaşılamadı. HTS kayıtları, telefon bağlantıları inceleniyor. Öldürülen Yunus Emre Sarban DEAŞ’lı. Levent’teki konsolosluk kapalıydı ama yine de tehditlerden dolayı korunuyordu. Aceleye getirilmiş bir eylem olduğu düşünülüyor. Buranın hala aktif olduğunu zannediyorlar.”

10 Şubat 2018’e dönelim.

Haber merkezlerine ajanslardan şu haber geçti:

“Adana”da birinin üvey annesi, diğerinin ise teyzesi olan kadına bakmak için iki aile arasında yaşanan ‘Biz daha iyi bakarız’ tartışması sonucu çıkan kavgada bir kişi hayatını kaybetti. Adliyeye sevk edilen 7 zanlıdan 1’i tutuklandı, 1 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 5 kişi serbest kaldı.”

Tutuklanan kişi baba Ahmet Sarban (18 yıl hapis cezası aldı) serbest kalansa oğlu Yunus Emre Sarban’dı. Sekiz yıl önce “adli” olaydan serbest kalan Yunus Emre Sabran Adana Yüreğir nüfusuna kayıtlı. Sarban daha sonra İzmit’e taşındı. İzmit’te “selefi” gruplarla ilişkiye geçti. Sonra Tekirdağ’a kiralık araçla giderken IŞİD’çilerle........

© Nefes