menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fenerbahçe kendi kuyruğunu kovalayan kedi gibi

57 0
03.01.2026

Demokrasi, insanlığın uzun yürüyüşünde zor kazanılmış bir haktır. Sandık, itiraz, çoğunluk, azınlık… Hepsi ağır bedellerle öğrenildi. Ama Fenerbahçe son yıllarda bu kavramı bir başka türlü tecrübe ediyor. Kulüp, sandığa gitmekten yoruldu. Beş yılda dördüncü, üç yılda üst üste üçüncü seçim... Demokrasi Kadıköy'de artık bir erdem değil, bitmeyen bir mesaiye dönüştü.

Fenerbahçe’nin kapısından içeri giren her başkan, daha ceketini asamadan tarihin sert rüzgarıyla yüzleşiyor. Sadettin Saran da öyle oldu. Ali Koç ile Aziz Yıldırım arasına sıkışmış uzun bir dönemin ardından, camia “yeni bir sayfa” demişti.

Saran, üçüncü bir yol, vitrine konan taze bir umuttu. Fakat Fenerbahçe bu; mutluluğun kendisine alerji yaptığı bir organizma. Daha üçüncü ayda patlayan uyuşturucu soruşturması, Saran’ın isminin üzerine, o lanetli "beyaz toz" bulutunun çökmesi, sadece bir başkanın değil, bir camianın kaderindeki kara bahtın cilvesi. Saran, "Sezon sonuna kadar buradayım" dedi. Lakin sesindeki tını, koltuğuna yapışmış bir başkanın değil, fırtınada güvertede tek başına kalmış bir kaptanın çaresizliğini andırıyor.

Kimilerine göre siyaset, kimilerine göre camia baskısı Saran'ı kongre sürecine sürükledi. Kimin ittiği, kimin çektiği ise şimdilik flu. Fotoğraf şimdilik netleşmedi ama Aykut Kocaman'ın dediği gibi, gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Peki, şimdi ne olacak? Fenerbahçe’nin ufkunu kaplayan bu sis perdesinin ardında kimler bekliyor?

Saran’ın kongre kararını açıkladığı konuşma, bir başkan konuşmasından çok bir iç döküşü andırıyordu. "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" cümlesinde saklı ıstırabı........

© Nefes