menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çürüme

38 0
14.03.2026

Fenerbahçe, artık sadece maç kaybeden bir takım değil. Fenerbahçe, içeriden çürüyen bir büyük kulüp fotoğrafı veriyor. En korkuncu, artık kimse buna şaşırmıyor.

Fatih Karagümrük yenilgisi, sürpriz değil. Bir sonuç. Aylar önce yazılmış, haftalardır okunmuş, günü gelince de sahaya mühür gibi vurulmuş bir sonuç.

Çünkü bu kulüpte felaket birdenbire olmuyor. Önce kokusu geliyor. Sonra sesi geliyor. En son yıkıntısı geliyor.

Aslında tribünlerin hali, her şeyi anlattı. Bu taraftar isterse kilometreleri yutar, deplasmanı bayrama çevirir, takımı için dünyanın ucuna gider. Ama bu kez gitmedi. Bir camiada en ağır protesto, küfür değil, vazgeçiştir.

Olimpiyat Stadı’nda tribünlerdeki boşluk, tesadüf değil. O boşluk, yönetime kesilmiş en ağır ceza. Çünkü taraftar artık öfkeli olmaktan da ileri geçti. Bıkmış durumda. Yorulmuş durumda. İnancını geri çekmiş durumda.

Daha iki ay önce Galatasaray’ı ezip Süper Kupa’yı alan takımın, bugün şampiyonluk düzlüğünde küme hattındaki rakiplere puan dağıtması normal bir düşüş değil. Bu, direksiyonun kilitlendiği, frenin boşaldığı, kaptanın köprü üstünde ama rotanın çoktan kaybolduğu an.

Kasımpaşa.Antalyaspor.Karagümrük.

Bunlar ayrı ayrı kazalar değil. Aynı ihmalin peş peşe yazdığı tutanaklar.

Fenerbahçe'nin bugün geldiği yer, kaderin cilvesi falan da değil. Beceriksizliğin, yanlış aklın, eksik planın, şişirilmiş öz güvenin doğal sonucu. Yönetim futbol aklını değil, vitrin aklını tercih ettiğinden beri işler sarpa sardı. Saha bağırıyor, onlar kamera arıyor. Takım eksiliyor, onlar görüntü çoğaltıyor. Yangın büyüyor, onlar dumanın açısını ayarlıyor.

Dünyanın hangi aklı başında kulübü, aynı dönemde üç santrforunu kaybedip bunun üstünü mazeretle örter? Hangi........

© Nefes