menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı Akar, Güler ve Aksakallı’yı Suçladı… Semih Terzi’ye “Şehit” Dedi…

56 1
01.10.2025

Yargıtay’ın bozma kararından sonra yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda savunma yapan dönemin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı eski kurmay albay Muhsin Kutsi Barış, 15 Temmuz’da sadece Hulusi Akar ve Yaşar Güler’in emirlerini yerine getirdiğini öne sürürken, “Darbeci olsam, Erdoğan’ı Muhafız Alay Komutanlığı’nın 18 Temmuz’daki kuruluş yıldönümünde derdest ederdim.” dedi. Dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’yı da “Semih Terzi’yi infaz ettirmekle” suçlayan Barış, infazın sebebinin Suriye’nin kuzeyindeki cihatçıların desteklenmesi konusundaki “pis işler” olduğunu iddia etti.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü yerleşkesindeki duruşma salonunda devam eden davada iki gündür savunma yapan eski Muhafız Alay Komutanı Muhsin Kutsi Barış, “Kurmay subaylar TSK’nın motor gücüdür. Ancak 15 Temmuz’dan sonra bin 886 kurmay subaydan bin 524’ü ihraç edildi, kurmay subayların neredeyse tamamı tasfiye edildi. Türkiye beynini hapsetti. 15 Temmuz bahane edilerek subaylar aşağılandı. Gerçekte aşağılanan, bizatihi milletin kendisidir.” dedikten sonra gözaltına alınışıyla ilgili şu iddiaları dillendirdi:

Muhafız Alayı’ndan alınış görüntülerime bakın; vücut bütünlüğüm var, sivil ve kelepçesizim. Alay Komutan Yardımcısı Ahmet Hatip Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ı arıyor, o zamanki Genel Sekreter Fahri Kasırga’yla irtibat kuruyor. Arabaya bindirildikten sonra kelepçe takıldı. Çankaya Köşkü’nden çıktığımızda Beştepe’deki Külliye’ye gittiğimizi anladım. Oraya yaklaştığımızda Hasan Doğan’ın gönderdiği iki araç gelip beni aldı. Külliye’ye 50 metre kala araçları durdurdular, kalabalık vardı. Ellerim kelepçeli beni indirip kalabalığın içine bıraktılar. 1996’da Güneydoğu’da pusuya düşürülmüştük, nasıl kurtulduğumu bilmiyorum. 16 Temmuz’da da o kalabalığın içinden sağ çıktım. Bizim öldürülmemiz isteniyordu. Sadece bir polisin muhtemelen kalabalığı engellemek için havaya ateş açtığını hatırlıyorum. Kendime geldiğimde başımda Fahri Kasırga vardı. Beştepe’de işkenceye tabi tutulan ikinci kişi binbaşı Haydar Aktaş’tır. Fahri Kasırga bizi, biz onu biliriz. 15 Temmuz’da hiçbir siyasi gözaltına alınmadı. Tek siyasi Fahri Kasırga’dır. O da siyasi değil, bürokrat. Haydar Aktaş yapılan işkence sonucunda gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ben de kalabalığın saldırısı sırasında sol gözümü yüzde 80 oranında kaybettim. 6 gün boyunca önce Beştepe, sonra Emniyet spor salonunda işkenceye maruz kaldım. 31 Temmuz’da cezaevine girişte vicdanlı bir doktor ne durumda olduğumu rapora yazdı, ona teşekkürü bir borç biliyorum. Bu işkenceler hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

Hulusi Efendi Saunaya Girdiğinde”

Güvenlik tehdit ve tedbirleriyle ilgili olarak Genelkurmay’dan birliklere gönderilen mesajların sayısı normalde 2-3’ü geçmezken, 14-15 Temmuz’da toplam 30 mesaj gönderildiğini, bunların büyük çoğunluğunun da MİT kaynaklı olduğunu, sadece bunun bile TSK’daki stratejik şekillendirmeyi ortaya koyduğunu belirten Muhsin Kutsi Barış, 15 Temmuz’un bazı dış istihbarat örgütlerinin desteğiyle, oligarşik kripto bir yapı tarafından “başlat-bekle-akim bırak” stratejisiyle gerçekleştirdiği başarılı ve büyük bir kumpas olduğunu öne sürdü.

Barış, kendisine yöneltilen suçlamaların, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın emir subayı Levent Türkkan’ın işkence altında alınan ifadesine dayandırıldığını bildirirken de şunları söyledi:

Levent Türkkan’la bir samimiyetim yoktu. Hulusi Akar ve Yaşar Güler hafta sonları Muhafız Alayı’na spor için geldiğinde de resmi ve dengeli bir ilişkimiz vardı. Yürüyüşlerden sonra Hulusi Efendi saunaya girer, biz dışarıda kalırdık. Bir defasında, ‘Komutan, imar değişikliğiyle, ahlâksız tekliflerle iki daire........

© Müyesser Yıldız