We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

SIRTIMIZDA TAŞIDIĞIMIZ ZİNDAN

1 0 0
10.10.2021

Karışık düşünceler içerisindeyiz. Sanki gök yarılacak, yıldızlar dökülecek, yeryüzü çatlayacak.
Dünyamız her zamanki gibi abes, her zamanki gibi kıyıcı.
Gök yüzü aynı gök yüzü, nehirler, dağlar aynı, mevsimler aynı, bulutlar aynı yağmurları bırakıyor yeryüzüne. Gece ve gündüz birbirini takip ediyor. Her şey aynı. Değişen insanlık.
Her şeyin kötüye gittiğini söyleyenler, dünyanın yaratıldığından beri her şeyin kötüye gittiğini belkide gözardı ediyorlar. Evet dünya kötüye gidiyor, ancak dün bu kötüyü ortadan kaldırmak için cenk meydanına atılan öncüler vardı. Bugün, bu kötüye gidişi durduracak etrafta kimse görünmüyor. Fark bu.
Her şey olup biten her şey, kendi eserimiz.
Her grup kendi içinde gettolasmıs, her grup kendi grubuna vaaz veriyor. Söylemleriyle haksız servete karşı çıkanlar, ayaklarının oraya doğru koşar adım yürümesine mani olamıyor. Düşünceyle, eylem arasındaki mesafe gittikçe açıldı, açılacak.
İnsanoğlu, hep böyleydi. Kıyıcıydı, zalimdi, cahildi, sevecendi, aşkındı, fesata uğrayan ve fesat çıkarandı.
Her şey yeni bozulmuyor, her şey ilk defa kötüye gitmiyor. Dünya yaratıldığından beri bu böyleydi. Acılar, acıları, savaşlar, savaşları takip etti her zaman. Aktörü, insan ve insanlık.
Allah, sayısız elçi göndermiş insanlara. Mabetler her devirde yine de boş kalmış. Kılavuzların çığlıkları, çılgın kahkahalar arasında her zaman kaybolmuş, bastırılmış, unutulmuş, unutturulmuş.
Hakikatin erleri, insanlığı her seferinde bu çürümüşlük bataklığından çekip çıkarmış ve yüceliklerin zirvesine taşımış.
Zulüm her zaman karşıtlar tarafından değil, kendi içinden de yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Hz Ali Müslümanların mescidinde Şehid edilmedi mi; Ebuzer, Rebeze'ye sürülmedi mi; İslam Halifesi olarak tahtında oturan Yezid, Peygamber'in torunu HZ. Hüseyn'i katletmedi mi? Her dönem, bu çürümüşlüğün ve fesadın aktörleriyle doluydu.
Mansur'u dar'a çeken, Nesimi nin derisini yüzen, İmam-ı Azam'ı zindanlara atan ve Şehid eden aynı şeytani oyunun oyuncuları değil miydi?
Her dönemde Şuur ırmaklarını bulandıran tufeyliler ve guruplar sahneye çıktı ve temiz suyu bulandırdı ve kirletti.
Bütün bu fesat aktörlerine rağmen, öncülerin arkasında saf tutan inanmış bir kitle vardı. Onlar her seferinde, dağılmışları toparladılar, toparladıklarını yeni hamleler için dağıttılar.
Kur'an ve Sünnet ‘in gölgesinde hüküm süren “Kerim Devlet" Batının soluğu geldikten sonra tökezledi yavaş yavaş iddialarından sarfı nazar etti.
"89 dan beri bu ülke su alan bir gemi. 89 sadece Batı Feodalizminin değil, ihtiyar şarkında ölüm çanı" Osmanlı, bir başka medeniyetin varlığını o zaman farkeder. Henüz ne imanını kaybetmiştir, ne de irfanını. Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamlarında ihtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Utanma unutkanlığa, unutkanlık batıya teslim olmaya dönüştü."
Bu bozucu ve çürütücü rüzgarlar, koskoca bir İslam devletini dağıtarak birliği parçaladı ve bizi 1920 lere kadar getirdi.
Tam yüz yıl önce, köklerimizden ayırdılar bizi. Baltayla geçmişe uzanan bağlarımızı kestiler. Köklerimizden, hikmet-i vücüdumuzdan, tarihimizden, düşüncelerimizden kopardılar. Geçmişimiz,........

© Müslüman Dünya


Get it on Google Play