We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"YOLUMUZ, HALİMİZ, ÇAREMİZ."

1 0 0
08.09.2021

Yolumuz, Hz. Adem’le başlayan Resullerin yoludur. Bu bize yüklenen emanetin sorumluluğudur. Tevhit bayrağı devrede ede bize kadar gelmiştir ve Allah'ın vahyin de ve sünnetinde bir değişiklik olmamıştır ve kıyamete kadar da olmayacaktır.

Bu kutlu yolun yolcuları, ateşlerden geçmiş, esir pazarlarında satılmış, zindanlara atılmıştır. Testereyle kesilmiş, bir Musa doğmasın diye, binlerce Musa katledilmiş, havarilerinin ihanetine uğrayan Hz. İsa, çarmıha gerilmiştir.
Bu yol çileli ve meşakkatli bir yoldur. Bu yolun temsilcileri; tarihin her döneminde Firavunla, Karunla ve Belamla mücadele etmiştir.
Tarihin bu ikindi vaktinde de, eskiden olduğu gibi, Firavun aynı Firavun, Karun aynı Karun, Belam aynı Belam. İddialarını ve değerlerini terk eden biziz.

Her seferinde mücadeleye büyük bir heyecanla başlamak ve ne yazık ki her seferinde menzile varmadan yolda dağılıp kaybolmak. Bu bir kader mıdır, bilmiyorum? Her seferinde tökezlemek ve her seferinde aynı tuzaklarla karşılaşmak; bir imtihan olsa gerek. Sınanmak, imtihan edilmek ve imtihanı kaybetmek; bize emanet edilen sorumluluğu taşıyamamak, temsil edememek. Yola çıkıp yolda kaybolmak. Ne olursa olsun, yine de bu yol yürünecek ve hedefe varılmasa bile düşe kalka yol alınacaktır. Kimisi yolda kaybolacak, kimisinin nefesi yetmeyecek, kimisi bu yolda bir iz bırakmanın bahtiyarlığına erecektir.
Şu an da bir yol kavşağındayız. Tarihin bize yüklediği ve sorumlu kıldığı bir dönemin arifesindeyiz. Ya yolu doğru koyup, ilahi işaretlere dikkat edip, sırat-ı müstakim üzre menzile doğru yol alacağız; veyahut işaretleri dikkate almayıp, yolda kaybolup kurda kuşa, Firavunlara, Karunlara, Belamlara yem olacağız.
Müslümanlar olarak iyi bir sınav veremedik. İslamı bütün kurum ve kurallarıyla yaşayıp, yaşatamadık. Bize ait olmayan sistemlerin, bize ait olmayan hayatların tutsağı olduk. Müslümanca bir hayatı, mümince bir hayatı kurgulayamadık. Müslüman gibi düşünen, hristiyanlar gibi yaşayan insanlar haline dönüştük. Karşı çıktıklarımız ve kıyasıya eleştirdiklerimizle aynileştik. Aşındık. Çizgiyi bir kere geçince her şeyi yapmak mubah hale geliyor. Bu bir yol kazası değil, bir savrulma ve yolda yürürken yolu kaybetme. Belki bilinçli bir tercih değil, şeytanın parıltılarına, parıltılarının cazibesine kapılma ve gayeden uzaklaşma hali.
Her tarafımız tuzaklarla dolu. Âdem de bu parıltıların tuzağına kapılmıştı. Parıltıların cazibesine kapılarak, dokunulmayacağa dokundu ve toprağa reddedildi. Küfür Sistemlerinin albenisi de Müslümanları nefislerinden yakaladı ve mağlup etti.
Şeytan, Havva’dan, Adem'e yaklaşmıştı. Günümüz kapitalist şeytanı da aynı yolu takip ediyor. Sizi dışlayarak, ötekileştirerek yok edemeyenler, sizi içine alarak, ideallerinizden, ilkelerinizden uzaklaştırıyor. Bulvar gazeteleri ve sosyal medya bu uzaklaşmanın fotoğraflarıyla dolu. Moda defileleriniz, sünnet düğünleriniz bin bir gece masallarını aratmayacak cinsten. Derin sosyetenin derinliklerinde kaybolmak üzereler. Merasimleriniz şatafatlı, ilişkileriniz yapmacık, sindirilmemiş servetler, kariyerler, kompleksli hayatlar, doymak bilmez iştihalar; estetikten, sanattan, incelikten, hassasiyetten, anlamayan tipler. Dışlanmanın acısını, hoyratça, kabaca çıkarmaya çalışan dünün İslamcısı, bugünün "muhafazakâr" insancıkları...
Siz İslamı da, misyonumuzu da, ideallerimizi de, elli yıllık çabamızı da yerle bir ettiniz ve hayallerimizi, İslamı, imanı modernizmin çukuruna gömdünüz. "Mene, tekel, feres." Tartıldınız, eksik bulundunuz, imtihanı kaybettiniz. Fakat siz kaybetmekle İslam kaybetmiş olmaz.
İslam, Hz. Adem'den beri var ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bu kutsal Dine inananlar, asaletlerini, güçlerini ondan alırlar ve ona........

© Müslüman Dünya


Get it on Google Play