We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HÜSNÜ BAYRAMOĞLU AĞABEY (II)

1 0 0
20.09.2021

Üstad’ın vefatına kadar geçen on yıl boyunca Bediüzzaman Hazretlerinin yakın hizmetinde bulunma, meslek ve meşrebini yakından tanıma şerefini elde etmişti. Bu şekilde geçen son derece önemli on yıllık süre içinde yazılan mektuplarda ve vasiyetnamelerde, varis ve vekiller arasında ismi hep sayılmış ve bu şekilde büyük bir itimat ve alakaya mazhar olmuştur.

Bu süre zarfında çok genç yaşta olmanın verdiği avantajları da kullanarak ve Üstad’ın çok yakınında bulunmanın vermiş olduğu fırsat ile Üstad’ı, Risale-i Nur’a hizmet etme metot ve prensiplerini çok yakından tanıma, müşahede etme ve bunları bir hayat tarzı halinde yaşamak için gayret gösterme imkânını en iyi şekilde elde etmeye çalışmıştı.
Bu on yıllık sürenin önemli bir kısmında Bediüzzaman Hazretlerinin hep yakınında bulunmuş ve bazı zamanlarda Üstad’ın talimat ve görevlendirmesi doğrultusunda farklı bazı bölgelerde de çeşitli hizmetlerde bulunmuştur.
Bu çerçevede 1952 yılında hizmet için bulunduğu Urfa’da Zübeyir Gündüzalp ve Abdullah Yeğin Ağabeyler ile birlikte tutuklanmış ve bir müddet hapishanede kalmıştır. Diğer ağabeylerle birlikte yaptığı müdafaa, Nur Çeşmesi’nin sonlarına eklenerek yayınlanmıştır. Bu mahkeme sırasında Hüsnü Bayramoğlu’nun yaptığı savunma şu şekildedir:
Asliye Ceza Mahkemesi Yüksek Makamına, Urfa
Muhterem heyet-i hâkime!
Bizlere yapılan gizli mektep zan veya ittihamı bütün bütün hakikat hilafınadır. Çünkü bulunduğumuz cami önünde çeşmeler var, buraya ve camiye günde iki yüz kişinin gelmesi, böyle bir yerin gizli olamayacağı, çocukların dahi bileceği bir hakikattir. Hem bizim şehrin en işlek bir yerinde kalmamız gösteriyor ki gizlilikle ve gizli şeylerle alâkamız yoktur.
Mektep açmışsınız sözü de büsbütün yanlış bir şâyiadır. Bunu işitenler gülüyorlar. Biz Kur’an-ı Kerîm’in gayet parlak ve yüksek tefsiri Risale-i Nur’a çalışan talebeleriz. Evet, aslâ inkâr etmeyiz. Biz okurken gelip dinleyenler oluyor, bu bir mektep midir? Şahitlerin görüşleri doğrudur fakat hükümleri yanlıştır, hakikat hilafınadır.
Biz o gün arkadaşımla kendi elimizle yazdığımız iki adet Âyet-ül-Kübra Risalesi’ni tashih etmek için beraber okuyorduk ve o iki arkadaş da dinliyordu. Bu vaziyette, sanki komünistlerin ve dinsizlerin eserlerini okuyormuşuz gibi hem adliyeyi, hem zabıtayı, hem mahkemeyi bizimle meşgul ederek bir bahane ile mahkemelere sevk ettiriyorlar.
Hem sizlerin de bildiğiniz gibi Urfa’nın ekseri evlerinde dinî bir kitabı biri okuyup diğerleri dikkatle dinliyorlar. Hem bir yerde, yasak olmayan bir eseri okuyup başkalarının dinlemesiyle bir mektep mi açılmış olur? Sadece kitap okumak ve dinlemekten ibarettir.
Bu vaziyetten anlaşılıyor ki biz yalnız bu asırda Kur’an’ın yüksek ve parlak bir tefsiri ve kâinatta en yüksek olan iman hakikatlerini beyan eden Risale-i Nur’u okuyoruz. İmanî ve İslâmî kitapları okuyup dinlemeye tedrisat süsü vermek, kuvvetli bir icbarla üzerimize mektep açmışsınız etiketini yapıştırmaya gayret etmek olduğunu; bizim masum, dindar, iman ve ahiretiyle meşgul olan gençler olduğumuzu herkesin bildiği gibi sizce de malûmdur.
Hem dâhi mütefekkir Üstadımız Bedîüzzaman otuz seneden beri siyaseti terk etmiş “Eûzü billahi mine’ş-şeytani ve’s-siyase” demiş ve talebelerine de “Biz imanın cereyanındayız, gayemiz rıza-yı İlahiyedir, siyasî cereyanlara girmeyiniz” diye ders verdiğinden hiçbir siyasî ve dünyevî süflî şeylerle alâkamız yoktur. Hem altı vilayetin zabıtası, Üstadımız Bedîüzzaman Said Nursî hakkında: “Bedîüzzaman ve Risale-i Nur talebeleri imanla kafalara bir yasakçı bırakıp emniyet ve asayişi........

© Müslüman Dünya


Get it on Google Play