Plastik çatalın sonu geliyor
Dışarıdan yemek söylediniz. Paketi açıyorsunuz ama o bildiğiniz manzara yok. Plastik çatal, bıçak yok. Pipet yok. İçinde plastik kapaklı bir bardak da yok. Doğum günlerinde alıştığımız o ince kağıt tabaklar, plastik çatallar da ortadan kaybolmuş. Banyoya gidiyorsunuz; pamuklu kulak çubuklarının plastik sapları yok.
Bir an için garip geliyor. Hatta biraz zorlayıcı. Ama sonra fark ediyorsunuz ki aslında hayat devam ediyor. Cam bardak var, metal çatal var, porselen tabak var. Belki biraz daha yıkamak gerekiyor, belki biraz daha düşünmek.
Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı tek kullanımlık plastikleri yasaklamaya yönelik yönetmelik taslağı, tam da böyle bir hayatın kapısını aralıyor. Taslağa göre plastik çatal, bıçak, kaşık, tabak, pipet, karıştırıcılar ve bazı plastik gıda kaplarının piyasaya arzı yasaklanabilecek.
Bu aslında radikal bir karar değil. Avrupa Birliği yıllar önce Tek Kullanımlık Plastik Direktifi ile aynı yolu seçti. Çünkü tek kullanımlık plastikler, denizlerde ve doğada karşılaştığımız kirliliğin en görünür sembollerinden biri. Sahillerde en sık bulunan atıkların başında plastik çatal, pipet, bardak kapakları ve gıda ambalajları geliyor.
Sorun şu ki, bu ürünleri ortalama 10–15 dakika kullanıyoruz ama doğada yüzlerce yıl kalıyorlar. Daha da çarpıcısı, zamanla parçalanıp kaybolmuyorlar. Mikroplastiklere dönüşüyorlar. Yani gözle göremediğimiz ama artık suyumuzda, toprağımızda,........
