menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kabızlığın nedeni İklim değişikliği olabilir mi?

44 0
28.09.2026

İklim krizini konuşurken ülkelerin verdiği sözlerden, emisyon hedeflerinden, COP zirvelerindeki pazarlıklardan söz ediyoruz. Büyük kararlar, büyük rakamlar… Bir de bütün bunların doğrudan günlük hayatımıza dokunan tarafı var. Bunaltan sıcaklar, seller, azalan su, pahalanan gıda derken konu hiç beklemediğimiz bir yere kadar uzanabiliyor: Bağırsaklarımıza.

Evet, yanlış okumadınız. İklim kriziyle tuvalet alışkanlıklarımız arasında bile bir bağlantı kurulabilir. Bunun izini sürmek için soframıza, oradan da yediklerimizin yetiştiği toprağa bakmak gerekiyor.

Tuvalette geçirdiğiniz zamanla tarlada yaşanan kuraklığın ne ilgisi olabilir peki?

İlk bakışta tuhaf bir soru. Ama bağırsaklarımızın ihtiyaçlarından başlayıp soframıza, oradan gıdamızın yetiştiği toprağa doğru ilerleyince aradaki mesafe kısalıyor. İklim değişikliği, ne yiyebildiğimizi ve hangi gıdalara ulaşabildiğimizi etkileyerek bağırsak sağlığımızı da dolaylı yoldan etkileyebiliyor.

Bu soruyu aklıma düşüren, Scientific American’da geçtiğimiz hafta dinlediğim  “Is ‘poop maxxing’ the key to health?” başlıklı söyleşi oldu. Wellness, yani iyi ve sağlıklı yaşam arayışının gündeminde dışkılamayı “mükemmelleştirmek” de var. Ne sıklıkta olmalı, ne kadar sürmeli, nasıl görünmeli? Bedenimizin en doğal işlevlerinden biri bile artık üzerinde çalışılması gereken bir performans alanı gibi ele alınıyor.  Wendi LeBrett, daha sık dışkılamanın daha sağlıklı olmak anlamına gelmediğini söylüyor. Önemli olan kişinin kendi düzeni, dışkılarken zorlanmaması, ağrı yaşamaması ve sonrasında rahatlamış hissetmesi.

Bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına yardımcı olan lif; mercimekte, nohutta, kuru fasulyede, tam tahıllarda, sebzelerde ve meyvelerde bulunuyor. Yeterli sıvı da lifin işini yapmasını kolaylaştırıyor. Lif tüketimini birden yükseltmek yerine aşamalı artırmak öneriliyor. Et ise lif sağlamıyor. Sofrada ete geniş yer ayırıp bitkisel gıdaları kenarda bıraktığımızda, yeterince protein alırken lif bakımından eksik beslenmemiz mümkün. Hayvansal gıdaların sağlık etkilerini de birbirinden ayırmak gerekiyor. Yoğurtla salamı, balıkla sucuğu aynı kefeye koyamayız. Ancak özellikle kırmızı ve işlenmiş et tüketimi konusunda bilimsel uyarılar açık.

Dünya Sağlık Örgütü’nün kanser araştırmaları kuruluşu IARC, işlenmiş eti insanlarda kanser yapıcı, kırmızı eti ise muhtemelen kanser yapıcı olarak sınıflandırıyor. İşlenmiş et için güçlü kanıt,........

© Muhalif