Başımızı eğmediğimiz tek sabah |
Kafamızdaki bitlere rağmen...
“Anne, kafamda bit var.”
Tarık Akan’ın o cümlesi hala kulaklarımda yankılanıyor.
Bir çocuğun utancı gibi başlayan aslında bir halkın hafızasına yazılmış o itiraf.
Bit; yoksulluğun, çaresizliğin, görünmeyen sınıfların metaforuydu o kitapta.
Fakat aynı zamanda onurun, direnmenin, kirin bile insanı küçük düşürmediği bir dünyaya açılan kapıydı.
O cümleyi bugün, yıllar sonra ben de söylüyorum:
“Kafamda bit var.”
Fakat benimkisi kan değil, düşünce emiyor.
Her gün televizyonlardan, haberlerden, iktidar dilinden sızıyor içeriye.
Gerçeğin kanını emen o görünmez parazitler, zihnimin kıvrımlarında geziyor.
Bir ülke nasıl susturulursa bir zihin de öyle uyuşturuluyor.
Bütün sesler, cümleler, fikirler aynı sıcaklıkta tekrarlanıyor.
Kaşınmıyoruz artık — çünkü hissedemiyoruz. Oysa Tarık Akan o kaşıntıları kol altlarında bile hissediyordu.
Eskiden, “halk bilinçlenirse değişir” derlerdi. Şimdi düşünüyorum belki halk zaten biliyor ama kaşınmaya üşeniyor. Bitin varlığını........