menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Berlin'den Rosa'ya: Topal ayağıyla dans eden bir devrimcinin güncel mirası

13 0
28.06.2026

Birkaç ay önce Berlin Yahudi Müzesi'nin o ağır, tarih yüklü koridorlarında adımlarken, dikkatimi çeken ve beni adeta olduğu yere sabitleyen isimlerden biri Rosa Luxemburg oldu. Ziyaretimden paylaştığım o birkaç kare, yalnızca bir müze gezisinin hatırası değil; bugünün siyasi yönelimsizliğine ve bürokratik kireçlenmesine verilmiş tarihi bir cevabın görsel fısıltılarıydı.  

Onun diyalektiğine göre toplumsal bir hareket, her zaman bıçak sırtı bir denge üzerinde, iki büyük uçurum arasında yürüyen bir ip cambazı gibidir: Ya kitlesel karakterini yitirecek ya da nihai amacından vazgeçerek sıradan bir burjuva reform hareketine dönüşecektir. Peki Rosa, bu ince çizgide nasıl yürüdü?  

Kuşları Seven Bir Devrimci  

Rosa Luxemburg’u sadece barikatların keskin dilli hatibi veya ekonomi politiğin soğuk kuramcısı olarak kodlamak, onun devrimci ruhunun en can alıcı damarını ıskalamak demektir. O, hapishane hücresinde bir baştankaranın ötüşünde evrenin şarkısını duyacak kadar yaşama aşık, botanik defterlerine titizlikle çiçekler çizen bir doğa sevdalısıydı. Her şeye rağmen hayata sıkı sıkıya tutunan bu eşsiz karakteri, John Berger şu kusursuz tespitle özetler:  

  "İşçileri ve kuşları sevdi. Topal ayağıyla dans etti. Ona ilişkin her şey büyüleyici ve sahicidir."  

  "İşçileri ve kuşları sevdi. Topal ayağıyla dans etti. Ona ilişkin her şey büyüleyici ve sahicidir."  

Ana akım siyasetin hantallıkla can çekiştiği, aşırı sağın karanlık bir dalga gibi yükseldiği ve neoliberalizmin hem doğayı hem de emeği hunharca sömürerek kendi sonunu hazırladığı bir "yönelimsizlik" çağındayız. Böyle bir çağda Rosa’yı anmak, tozlu bir tarih dersini tekrarlamak değil; onun militarizme ve sömürgeciliğe karşı ödün vermez tutumunu, kitlelerin yaratıcı enerjisine duyduğu sarsılmaz inançla birleştirmektir. O, siyaseti bir "teknisyen" soğukluğuyla değil, bir düşünce liderinin tutkusuyla, bizzat hayatın ta içinden kurmuştur.  

Hata Yapma Lüksü ve Yanılmazlık Yanılsaması  

Luxemburg’un Lenin’in merkeziyetçilik anlayışına getirdiği eleştiri, bugün "lider odaklı" ve "merkez komite fetişisti" yapılar için hâlâ sarsıcı bir tokat........

© Muhalif