menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstatistikler ortada; Erdoğan’ın o sorunu çözemiyor, bilakis riski artırıyor

24 0
24.04.2026

Türkiye nüfusu yaşlanıyor, doğurganlık hızı düşüyor, nüfus verileri demografik bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Nüfusu korumak için doğurganlık hızının en az 2,1 olması gerekiyor. Bu hızın altına düşüldüğünde nüfus azalıyor.

CAN SIKICI BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’de doğurganlık hızı 2,1 iken 2023’te 1,48’e düştü. Aynı dönemde annelerin ortalama yaşı 26,8’den 29,2’ye çıktı. Yaşlanma eğilimi arttıkça doğurganlık hızı da düşüş yaşayacak. Dünyada doğurganlık hızı ortalaması 2,4. Bugün Türkiye doğurganlık hızı bakımından Danimarka (1,8), Fransa (1,8), ABD (1,8), İngiltere (1,7), Almanya (1,6) gibi ülkelerin gerisinde. Ankara, İstanbul ve İzmir’de doğurganlık hızı 1,2 seviyesinde. Bu seviye Andorra ve Güney Kore hariç dünyadaki tüm ülkelerin altında.

“ÜÇ COCUK” DA... NASIL OLACAK?

Bu tablo Türkiye için çok can sıkıcı. 24 yıllık AK Parti-Erdoğan iktidarında bu tablo sürekli negatife doğru ilerlemiş durumda maalesef. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tablonun farkında mı? Tabii ki farkında ve onun için “üç çocuk” diyor. Fakat üç çocuk için kadınların doğurma isteği bir yana doğacak çocukların sağlık, beslenme, eğitim, istihdam, barınma gereksinimlerini hükümet karşılamak için ümit veriyor mu? Keşke veriyor diyebilseydik, maalesef…

Ülkedeki genel eğilim, “Bu ülkeye çocuk doğurulmaz”! Hükümetin o zaman “bu ülkeye çocuk doğurulur, hem de üç çocuk da doğurulur” iklimini oluşturması gerekiyor. Ekonomik olarak, sosyal olarak olarak, nitelikli eğitime, sağlığa erişilebilirlik olarak. Evlilik yardımı, anne ve babaya da doğum izni, çok küçük ölçekli devede kulak cinsinden eğitim destekleri vb. Bunlar palyatif adımlar. Genç kadınların evlenme isteğini artırmak gerekiyor öncelikle. Bunun için ülkenin geçim, barınma, istihdam, eğitim, sağlık vb. açılardan içinde bulunduğu girdaptan çıkması gerekiyor. Barınma sorunu yüzünden bile genç insanlar evlenmekten korkuyor! Öte yandan, çalışan kadınlar işleri ile eve kapanıp çocuk bakmak arasında da ikilem yaşıyor. Çeyrek yüzyıllık iktidarın aklına barınma sorununu çözmek daha yeni, şimdilerde geliyor! Bunu da becerebilir mi, o da yarı tabii... 24 yıldır TOKİ lüks konut üretti, yandaş müteahhitler zengin edildi. En alttakiler, kent yoksulları, emekliler, asgari ücretliler ihmal edildi.

Çok üzücü bir tablo; o kadar çok kucakta kedi ve köpek görüyorum ki... Hatta bir kısmı artık çocuk arabası formatında arabalarda gezdiriliyor! Köpek ve bebek doğum günleri, taziyeleri, anneanne-babaanne ziyaretleri gırla gidiyor!... Hayvan bakılsın tabii, ben de baktım, hala bakıyorum da bu tablo başka bir şeyi anlatıyor; bir tür ikame olayı ile karşı karşıyayız maalesef. Çocuk yerini, kediye, köpeğe bırakıyor! Bu çok düşündürücü. Türkiye’nin Almanya, İngiltere, Danimarka gibi ülkelerden bile düşük doğurganlık oranı bir “alarm” seviyesi. Tek çocuk, sıfır çocuk........

© Muhalif