Ben bir yabancıydım!

16.YY’dan açılan şiirsel netlik, 2026 yılında yokluk, tarifi imkânsız bir insanlık ayıbı ile açılıyor.

TARAFSIZ EVRENSEL VE SARSAN

“Seni anlıyorum” diyenlere büyük şair, sanatçı, aydın Shakespeare

“Hissetmediğin şeyi anlayamazsın!”der.

Tam da böyle bir şiir/ nesir yazısı ile film açılır.

Düşünün aradan geçen yüzyıllara, savaşlara ve insanlık ne yaşaması gerekirken ne buluyor.

KALPLERİ TAŞ KESİLENLERE IŞIK TUT.

İnsanlık nereden nereye geliyor, geldi. Getirildi. Suça ortak olanların umursamazca soluk alışları, kayıp gidenlerin eksik ve şu dünyada olmayışlarının sebebi.

Dünya savaşlarından beri insanlık nasibini aldı ama dersini bir türlü alamadı.

Kendi kıyametini kendi hazırlayan sözde insanoğlu.

En üstün varlık, yeri geldiğinde çocuğa acımadı. Çocukları zaten hiç saymadı. Oynamalarına koşmalarına tahammülleri yok.

Filmi izlerken de, şu satırları yazarken de inanın nefesim kesiliyor.

Senarist ve Yönetmen, Brandt Andersen şimdiye kadar çekilmiş tüm filmlerin perde arkasını olabildiğince acıyor.

Ayakta alkışı hak eden

İşte gerçek OSCAR Filmi!

Ders alınması için öncelikle.

İnsan simsarlarından tutun da, halklara yapılan zulme alternatif oluşturulan çeteleşmeyi. Buna göz göre göre razı olanları, susanları, gönüllü ortaklık edenleri tarafsız bir dil ile üstelik en yalın hali ile aktarıyor.

Film bir kere arşivlik.

TME Film, dağıtım için çok teşekkürler. Bir kez daha bundan bir önceki Japon animasyonu SCARLET’te yine Shakespeare ile açılmış ve şimdi yaptıklarımız, geleceğimizi belirleyecek demişti.

“Çocukların öldürülmediği bir dünya” demişti.

Filmde tüm babalar evlatlarını korumak için........

© Muhalif