menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

At Yılı

5 0
18.08.2026

Evet, dostlar ilk kez bir kurban bayramını hastanede ve ameliyat olarak geçiriyordum. Herkesin olağan olarak “muhtemel olarak yeni kurban edilmiş etin, şok etkisinden çıkma süreci” her zaman olduğu gibi beklemeden, birinci günden o meşhur kavurma telaşında sofraya otururken, biz bambaşka boyuttaydık.

Hasta için evet zor bir süreç ama gelin görün ki bu sorumluğu üstlenen ekip ve ekibin başındaki doktor için hepsinden büyük bir sorumluluk. Doğal olarak bayram sofraları bizi-bize ulaştırırken; biz soğuk bir alanda, biri acil yaşama tutunması gereken bir beyefendi ve aniden sancısı tutan annenin bebeği. Ve aslında hepimiz yeni / yeniden doğum telaşındaydık. Dilerim herkes iyidir. O an ki yoğunlukta rötarlı girdiğimiz pistteki kaptan pilot yani doktorum, Doç.Dr. Lercan Aslan’n, olaylara müdahale haline, sakinliğine, ekibi toparlamadaki hızına, içtenliğine bir kez daha şapka çıkardım.

Diyeceğim o ki bir yerlerde sofrada o ilk günün tatlı heyecanı yaşanırken, diğer tarafta Hz.İbrahim’den beri kurban olan ve edilen serüveninde, ileriki süreçte işgalci insanoğlunun sistem dışı canlarına tanıklık ettik.

Neşet Ertaş’n dediği gibi:

“Bir anadan dünyaya gelen yolcu, Görünce dünyaya gönül verdin mi? Kimi böyük, kimi böcek, kimi kul, Marak edip hiçbirini sordun mu? Bunlar neden, nedenini sordun mu? İnsan ölür ama uruhu ölmez, Bunca mahlukat var heç biri gülmez, Cehennem azabı zordur çekilmez, Azap çeken hayvanları gördün mü? İnsandan doğanlar insan olurlar, Hayvandan doğanlar hayvan olurlar, Hep yolcuyuz böyle geldik böyle gideriz, Dünya senin vatanın mı yurdun mu?”

Kurban bayramının hemen arkasından, Amasya’da yaşayan, Emine ve İsâ Derici çiftlerinin ineği kaybolmuş, ormanlık alanda doğum yaptığını fark edince buzağıyı sırtında taşımıştı. Bir, iki gün dönen ve değişen haber devamında üçer gün arayla doğan buzağılara hayran oldukları, Yıldız ve Tilbe olarak adını koymuşlardı.

En güzel haberler hiç edilirde, duymadı ise böylelikle belki Yıldız Hanım duyar ve şarkı bile yapar düşüncesindeyim.

Böylesi haberlerin bizde unuttuğumuz insan olma, şefkat ve merhamet duygularını yeniden hatırlatması açısından son derece kıymetli.

Hastane günlerimde bir başka kol ve ilgi alanım olarak başlayan, futbol serisi ileri sürece taşınacaktı. UEFA Şampiyonlar Ligi Dev Finali  ( 30 Mayıs 2026), Paris Saint German-Arsenal benim favorimin, saatler 22.19’u göstermesi, kazanması ve kupayı kaldırması ile bitti.

Haziran ortasında Dünya Kupası favorim, tarihinde ilk kez Dünya Kupasına katılan, Yeşil Burun Adaları (Cape Verde) ve 150 bin nüfuslu Curaçao’du. Bizim Yalova’nın yarısı kadar nüfusa sahip, 444 kilometrekare. Mavi Dalga, adalarının tozunu, saflığı, mücadeleyi ve inancı taşıdı.

Mavi, Karayip Denizi ve Gökyüzü/ Sarı, Adayı ısıtan Güneş ve halkının neşesi /Beyaz, Yıldızlar ve halkın köken aldığı beş kıtayı temsil eden futbol formalarının renkleri.

Bir not daha koyalım, Gana Mili Takımın, tek set forma ve her maç sonrası,  futbolcuların kendilerinin yıkayarak, giyerek devam ettikleriydi.

Alın terinin bedelinin, şartlar dâhilinde bile önemini ve elbette her şeye rağmen inanç ve aidiyet duygusunun, birliğin bir ilham noktası olmasıydı.

Operasyondan uyandırıldığımda, çok ağrım olduğunu sadece hissetmekle kalmamış. Bunu sesli dile getirmiş ve ilk sorum:

İki hemşire hanımdan biri:

ES: Bu saate kadar ameliyatta mı tutulur? Yukarıdakiler merak etmiştir? Diye fırçamı atarken, doktorumun ameliyata girmeden önce açıkladığı gibi “Ben çıkar çıkmaz bilgi vereceğim!”dediğini unutmuştum.

Aradan saatler geçmiş, bekleyenler uyku moduna bile geçmiş. Doktorum, röntgenimi bile çekmiş, servise/ odama teslim etmiş.

Yetmemiş, o saatte yeniden görmeye ve bilgi vermeye gelmişti.

Görevleri demeyin, lütfen! Bakın, bazı meslekler çok kutsal ve özeldir. Hele birde çoğunluğun bayramı bile tatil fırsatı olarak geçirdiği dönemde, gece yarısında operasyonda ve yerinde bir ekip!

O yüzden Tanrının,........

© Muhalif