menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güzelliğin Sanata Dönüştüğü Yolculuk

13 20
latest

Şimdi size estetizmden bahsetmek istiyorum. Ama sakin olun, kimseye “sanat toplum içindir” dersi vermeye gelmedim. Zaten estetizm denen şey de tam olarak bu cümleye alerjik bir yerden doğuyor. Hayatın “işe yarasın, faydası olsun, bir şey öğretsin” diye bağırdığı bir dünyada, koltuğuna yaslanıp tek kaşını kaldırarak “Ya bir şey sadece güzel olduğu için var olamaz mı?” diye soranların kurduğu biraz kibirli, biraz ukala ama son derece zarif bir dünyadan bahsediyoruz.

Estetizm, sanatın işe yarar olma zorunluluğuna verdiği en şık pasif agresif cevaptır. Ne bağırır, ne slogan atar; sadece inci gibi bir üslupla, çayını yudumlayarak “Ben güzelim, gerisi umurumda değil” der. Ve evet, tam olarak bu yüzden hâlâ bu kadar sinir bozucu derecede çekicidir.

Estetizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve sanatın yalnızca güzellik için var olduğunu savunan bir sanat anlayışıdır. Bu görüşe göre sanatın amacı öğretmek, fayda sağlamak ya da toplumu yönlendirmek değildir; sanatın tek amacı estetik haz uyandırmaktır. “Sanat, sanat içindir” sözüyle özetlenen bu düşünce, sanayileşmenin getirdiği çirkinleşmeye ve Realizm ile Naturalizm gibi toplumsal sorunları merkeze alan akımlara bir tepki olarak doğmuştur. Estetizmde biçim, dil, renk ve kompozisyon büyük önem taşır; eserlerde süslü, özenli ve sanatlı bir anlatım tercih edilir ve güzel olan her şey sanatın konusu kabul edilir.

Estetizmin görsel sanatlardaki en önemli temsilcilerinden biri Dante Gabriel Rossetti’dir. Rossetti, kadın figürlerini melankolik, gizemli ve idealize edilmiş bir güzellik anlayışıyla resmetmiştir. “Proserpine”, “Beata Beatrix” ve “The........

© Muhalif