Trump 3.0
Öncelikle hemen belirtmekte yarar var. Aldığım eğitim gereği sosyal olgulara ve özellikle uluslararası-uluslarüstü yapılara ideolojik gözlüklü bakmam, bakamam. Benim için esas olan öncelikle elimden geldiğince muhatabı anlamak, anlayabildiğim kadarı ile ülke çıkarı doğrultusunda yorum yapmak. Bu bağlamda son olarak Ankara’daki NATO Zirvesi vesilesi ile yapılan protestoları bir temel hak olarak sonuna kadar destekliyor, güvenlik güçleri tarafından uygulanan orantısız güç kullanımını kınıyorum. NATO defol, NATO’dan çıkalım demek bir haktır. Ben bu protesto sözlerine katılıyor muyum? Kesinlikle hayır. Profesyonel yaşamının önemli bir kesimini AB karar alma masasında yer alabilme mücadelesi vermiş, ancak başarısız olmuş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gördüğüm, istediğiniz kadar haklı olun karar alma süreçlerinin dışında kaldığınızda etken değil, edilgen olursunuz. NATO bünyesinden ayrılmak, bu bünyedeki temsil ve oy kullanma hakkından vaz geçmek anlamına geldiği oranda, NATO şemsiyesinin dışına çıkmak güvenlik konularında da tam olarak edilgen olmak anlamına gelir ki; moda tabiri ile söyleyelim, tam bir beka sorunudur.
Neyse, bu ciddi girişten sonra 36ncı NATO Zirvesi’nin öncesinde ve sırasında yaşananlar ile ilgili bazı değerlendirmelere yer verelim. Doğal olarak en az Zirvenin kendisi kadar ilgi çekici Trump Erdoğan görüşmesi ve sonuçlarına göz atalım.
Önce bir saptama. Bu görüşme NATO bünyesinde miydi, yoksa sadece iki liderin buluşması mıydı? Trump’ın Anıtkabir’i ziyaret etmemesi için NATO şemsiyesi haklı gösterilebilir, yok eğer iki liderin Ankara buluşması ise en sert eleştiriler yapılabilir. Hele Büyükelçi Barrack’ın son zamanlarda yaptığı açıklamalarla üstü kapalı biçimdi Atatürk rejimi düşmanlığı yaptığı düşünülürse, bu eleştirilerde ciddi haklılık payı vardır.
Gelelim Trump vaatlerine ya da müjdelerine
CAATSA yaptırımlarına son verme, dolayısı ile Türkiye’nin parasını verdiği F35’lere kavuşması (benim bilgi dağarcığımda 6 adet F35 varken, liderler 5 adetten bahsettiler), yeni F16’lar ve F16 yenileme kitlerini alabilmemiz, nihayet Kaan uçağımızın motorlarını satın alabilmemizin önünün açılması. Doğal olarak bu çerçevede S400’lerden kurtulmamız ilk ön koşul.
Müjdeler kulağa hoş gelmekle birlikte bazı gerçekler dikkate alındığında, bu işler bu kadar kolay mı sorusu kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bütün bu müjdelerin ön koşulu CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ise, bu bir ABD yasası olduğu oranda tek başına Trump’ın kararı yeterli değil,........
