SWAPlasak mı? SWAPlamasak mı? |
ABD Ankara Büyükelçisi Barrack bir an önce istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilmediği sürece zihinlerimizi meşgul etmeye devam edecek. Kendisinin önce Suriye ve Irak’taki görevlerine son verildiğinin açıklanması, ardından bizzat ABD Başkanı Trump tarafından bu bölgeye tam yetkiyle adeta bölge valisi olarak atanması, önce ABD yönetiminde bir çatlak mı var sorusunu sormamıza, ardından Trump gidene kadar çok fazla bir şeyin değişmeyeceğini anlamamıza yol açtı.
Barrack’ın çoğumuzda infial yaratan açıklamalarında ne dediklerini kısaca hatırlayalım.
Erdoğan meşruiyet istiyor, biz ABD olarak kendisine bu meşruiyeti verelim. Diğer ifadesi ile Barrack’a göre ülkeyi yönetecek kişinin meşruiyeti seçilmiş olmaktan kaynaklanmıyor, ABD’nin tercihinden kaynaklanıyor.
Ortadoğu bölgesi için demokrasi lükstür; en iyi yönetici tipi tatlı sert bir otokrattır.
Bu bölgede Türkiye, Irak ve Suriye bir arada bir refah ve cazibe merkezi yaratmalıdır.
Bu üç genellemeden anladığımız, hele Türkiye’nin Abraham anlaşmalarını imzalaması sağlanırsa, İsrail için iyi bir güvenlik koridorunun planlarının yapıldığı. Doğal olarak bu planlamaya Kürt unsurunu da katmak gerekiyor.
Doğal olarak bu beklentileri gölgeleyebilecek olan şey, Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarda bir er ya da geç bir seçime zorlanması ve tercih edilen tatlı........