menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haydut

9 13
05.01.2026

Geçtiğimiz yıl yazdığım pek çok yazı ne yazık ki oldukça kötümserdi. “İçimizi kararttın, yazılarına bir süre ara ver!” uyarılarını dikkate alarak yazılarıma bir süre ara vermek niyetindeydim. Umutlu ve iyimser bir yıl olması dileği ile (klavyeden uzak!) yeni yılın ilk Cumartesi sabahı televizyonun başına oturdum. “Aman Allah’ım o da ne!” diyerek gözlerime inanamadım. ABD, aslında beklenildiği gibi dersek hatalı olmaz, Venezuela’yı acımasızca vurmaya başlamıştı. Bombardıman sesleri durduktan sonra Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşinin “Delta force” tarafından nokta operasyonu ile nasıl yakalandığı ekran başından ayrılamayan bütün dünya kamuoyuna naklen yayınlandı.

Bu noktada Maduro’nun savunulacak bir tarafı olmadığının altını hemen çizelim. Maduro ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki temaslar sırasında yazmaya çalıştıklarımı hatırlayanlar kendisi ile ilgili düşüncelerim hakkında bilgi sahibi olabilirler. Halkını sefalete sürükleyen, Chavez’in mirasına sahip çıktığı var sayılan ama yakından uzaktan bu mirasla ilgisi olmayan, rakiplerini hapse attırmakta dahil olmak üzere her türlü seçim hilesine başvuran Maduro’nun sevilecek bir tarafı olmadığı aşikar. Dolayısı ile Maduro’nun kimliği ile Maduro’nun başına gelenleri karıştırmamak gerekiyor.

Dönelim bu yazının başlığındaki “haydut”a ve haydutun temsil ettiği “haydut devlet” anlayışına.

Malum, Monroe doktrini 2 Aralık 1823 tarihinde dönemin ABD Başkanı James Monroe tarafından Kongre’ye sunulan ve 18inci yüzyıl boyunca geçerliliğini sürdüren, Amerika kıtasına Avrupalı sömürgecilerin........

© Muhalif