KÜRESEL EMPERYALİZME MUHALİF SON KALE

KÜRESEL EMPERYALİZME MUHALİF SON KALE

Küresel emperyalist ABD’nin kurmuş olduğu elli yıllık emperyalist düzenin sömürü, katliam, şiddet ve tamamen kaba kuvvetten oluşan hegemonyası dünya insanlığını başına bela oldu. Büyük şeytan, kendisine muhalefet edecek, sözünü dinlemeyecek, belirlediği rotadan aykırı hareket edecek en ufak uyanışa, kıpırdanışa tahammül edemiyor. Çünkü biliyor ki, devası ormanları yakan bir kıvılcımdır.

Büyük şeytan, küresel emperyalist ABD İran’a neden saldırdı? Petrolü için mi? Yer altı zenginlikleri için  mi? Madenleri için mi? Coğrafyası için mi? Hayır! Saldırısının esas sebebi, ABD’nin kurduğu düzene muhalif olması, küresel işleyişin dışında hareket etmesi. Ne diyor pedofili zalim, “bana itaat etmeli, benim istediğim kişi başa geçmeli.” Zira bölgedeki bütün devletler, halklarına rağmen küresel emperyalizme boyun eğmiş, teslim olmuşken, itiraz eden, başkaldıran bir devlete tahammül edilemezdi.

Dikkat ederseniz bizdeki medya ve medya yorumcuları da dahil, hatta devletin en üst merciindeki rical de dahil, herkes İran’ın ne yapması gerektiğini telkin ediyor, tavsiyelerde bulunuyor. Kimse ABD zaliminin bölgedeki varlığını esastan eleştirmeye, küresel küfrün buralarda ne işinin olduğuna vurgu yapmıyor.

Bütün bölgede sürekli konuşan zekâ özürlü, emperyalist propagandistler, küresel küfür düzenine tabi politikacı, akademisyen ve medya kuruluşları, ağız birliği etmiş, İran’ın Şii, dinci, molla rejimi, insan haklarını hiçe sayan bir devlet olduğu yönünde durmadan laf üretiyorlar. Oysa hakikatin hiç de öyle olmadığını kendileri de biliyor, fakat hakikati karartmaya çalışıyorlar.

Şahı devirip kendi düzenini kuran İran, küresel küfür ve küresel emperyalizm karşısında neyi temsil ediyor da kurulduğu günden bu yana her yönden ambargo altında tutuluyor?

İran, küresel küfür düzenine karşı ciddi bir muhalefeti temsil etmekte, işleyen zulüm düzenine karşı aykırı davranmaktadır. Mesele ne Şii olmaları, ne molla rejimi olmaları ne de hukuki olarak İslam’a dayanmalarıdır. Bölgede malum olduğu üzere, sözde şeriatla yönetilen, siyasi idaresi krallıklar olan birçok devletçik var. Bunların hiçbirisi küresel küfür için sorun teşkil etmiyor. Zira hepsi işleyen küfür düzenine tabii, dönen emperyalist çarkın bir dişlisi gibi hareket ediyor, hepsi zalim emperyalist ABD’ye biat etmiş durumda.

İran ise bunların arasında bir çıbanbaşı gibi, küresel küfrü rahatsız edici pozisyonda. Bu sebepten en acilinden hizaya sokulmalı, küresel küfrün ayarları yüklenmelidir. O da bölgede bulunan uydu devletlere benzetilmelidir. On iki bin kilometre uzaklıktan gelen küresel zalim, büyük şeytan, bölgedeki işbirlikçi rejimlerin yardımıyla, kendine itaat etmeyeni hizaya sokmalıdır.

Kırk yıldır uğraşıyorlar, her türlü ambargo uyguluyorlar, malını sattırmıyorlar, parasını vermiyorlar. Bunlara rağmen kendilerine tabii kılamıyorlar. O zaman bir tek seçenek kalıyor. Askeri müdahale, topyekün savaşla ortadan kaldırma.

Şurası da bir gerçek ki, tüm dünya eşkıya Trump’a katil Siyonist işgalci İsrail’e boyun eğdi, tehditlerinden korkarak sessiz kalmayı tercih etti. Tercih ettikleri gibi, küresel küfre muhalefet eden İran’a karşı da işbirlikçi oldular. Ve ne uluslararası hukuk, ne insan hakları, ne kadın çocuk hakları kaldı. Ne BM denen münafık kuruluş, ne İİT, ne Arap dünyası… Ne de yüzyıldır dünyaya medeniyet satmaya çalışan Batı… İran’a karşı başlayan saldırıya itiraz etti.

Öyle bir durum ortaya çıktı ki, İran bütün dünyaya karşı tek başına kaldı. Sebebi ise, küresel küfre muhalefet etmesi, işleyen düzenin çarklarına çomak sokmasıydı. Fakat küresel küfür hiç hesap etmediği, bütün hesaplarını bozan bir direnişle karşılaşınca şaşırdı.

Bir entelektüelin söylediği gibi: İran’a atılan bütün füzeler ve bombalar Müslümanların topraklarından atıldı. İsrail ve ABD’ye atılan bütün füzeler ve bombalar İran’ın topraklarından atıldı.

Şimdi bazıları diyebilir ki, Şia propagandası yapıyorsun! Hayır yapmıyorum. Çünkü geldiğimiz eşikte Şii propagandası yapmayı, Ehl-i Sünnet olmakla övünmeyi çoktan aştık. Ortada bütün dünyayı kendi sapık dünya görüşlerine göre yeniden kurmayı amaçlayan katiller sürüsü, tağutlar ordusu var ve bunlara karşı direnen Müslümanların yanında yer alıyorum. Bu zalimler Şii ya da Sünni ayırmıyor. Bu sebepten küresel küfre direnen son kalenin surlarını tahkim etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Şiilik-Sünnilik tartışmaları ise Müslümanların kendi iç meselesidir. Yeri geldiğinde oturur usulünce tartışılır. Kendi iç sorunlarımızın çözümüne müdahil olmak, sübyancı çetenin haddi değildir.

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube


© Mir'at Haber