NERDE O ESKİ BAYRAMLAR?…

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR?…

Çok eskide kaldı; gelemezler artık şimdimize ve buradamıza. Çünkü her devrin, her zamanın ve her mekanın ayrı bir ruhu vardır. Hâlâ geçmişte yaşamak veya geçmişle yaşamak, zımnen ölmek demektir. Her bir zamanın tekrarı olmaz, bir daha asla geri gelmez; bunu anlayalım artık. 1960’lı, 70’li yılların bayramlarını anlatan bir destanı sizlerle paylaşayım da o eski bayramları arar mıyız, aramaz mıyız birlikte karar verelim. — “Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı… Eli öpüldükçe içi burkuldu, Konuşmak istedi, dili tutuldu, Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu; Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı Adam “he ya” dedi, gözü kapalı… Düşündü kış yakın, evde odun yok, Tenekede yağ yok, çuvalda un yok, Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok, Hatun “Bayram” dedi, eğdi başını; Adam “evet” dedi, sıktı dişini… Çalışsa ne iş var, ne cepte para, Dağ oldu içinde büyüyen yara, Dikti gözlerini karşı duvara, Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı; Adam “öyle” dedi, bağrında sızı… Döndürse yönünü herhangi dosta, Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta, Yıllar, aylar, günler erirken yasta, Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı; Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı!.. Ne babanın evden kaçtığı, ne de ana-babanın evde garip kaldığı mahzun/boynu bükük bayramları hiçbirimiz istemeyiz değil mi? Bizi rahmetinle ıslat Allah’ım! Yürekler taş gelip taş gitmesinler. Kaynaşsın sevgiyle vuslat Allah’ım! Bayramlar boş gelip boş gitmesinler…


© Mir'at Haber