menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail’in Söylemi, NATO’nun Resmî Söylemine mi Dönüştü?

14 0
09.07.2026

İsrail’in Söylemi, NATO’nun Resmî Söylemine mi Dönüştü?

NATO zirveleri yalnızca alınan kararlarla değil, alınmayan kararlarla da okunmalıdır. Bazen bir bildirgede yazılanlardan çok yazılmayanlar, uluslararası siyasetin gerçek yönünü gösterir.

Son NATO Zirvesi’nin sonuç bildirgesini satır satır okuduğumuzda dikkat çeken en önemli husus budur.

Bildirgede birçok genel ifade yer alıyor. Savunma harcamaları, Rusya, Ukrayna, müttefik dayanışması, Türkiye’ye teşekkür…

Fakat somut bir tehdit olarak öne çıkarılan tek ülke İran.

Bu durum doğal olarak şu soruyu akla getiriyor:

NATO gerçekten kendi güvenlik önceliklerini mi açıkladı, yoksa İsrail’in güvenlik önceliklerini mi benimsedi?

Bildirgede İran Var, İsrail Yok

Sonuç bildirgesinde müttefikler, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini tekrar vurguluyor.

Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğüne saygı göstermesi çağrısı yapılıyor.

Peki aynı bildirgede;

-Gazze’de aylardır devam eden katliamlardan söz ediliyor mu?

-Batı Şeria’daki işgal politikalarına değiniliyor mu?

-Suriye topraklarının önemli bölümünü fiilen işgal eden İsrail hakkında tek cümle var mı?

-Bölgedeki tek fiilî nükleer güç olan İsrail’in silahsızlanmasına yönelik herhangi bir çağrı bulunuyor mu?

İşte tam bu noktada ortaya çıkan tablo, yalnızca diplomatik bir tercih değil; aynı zamanda siyasi bir duruşu da göstermektedir.

Eğer Amaç İlkeler Olsaydı…

Eğer NATO gerçekten nükleer silahların yayılmasını önlemeyi hedefleyen objektif bir yaklaşım ortaya koysaydı, bildirgede şu tür ifadelerin de yer alması beklenirdi:

“Ortadoğu’da tüm ülkeler nükleer silahlardan........

© Mir'at Haber