İdam Kimin Elinde “Hukuk”, Kimin Elinde “Vahşet”? |
Bir ülkede idam uygulanır ve buna “hukuk” denir.
Başka bir ülkede idam uygulanır ve buna “vahşet” denir.
İslam söz konusu olduğunda ise tartışma başlamadan biter: “Zaten serttir.”
Peki gerçekten fark nerede?
Cezanın kendisinde mi, yoksa cezayı uygulayanın kimliğinde mi?
Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde insanlar zehirli iğnelerle, elektrikli sandalyelerde ya da kurşuna dizilerek öldürülüyor. Bu, küresel medyada çoğu zaman “hukukî prosedür” diye sunuluyor.
İran’da idamlar gerçekleştiğinde ise aynı dünya, aynı manşetleri atıyor: “Despotizm”, “ortaçağ zihniyeti”, “vahşet.”
İslam konuşulduğunda tablo daha da netleşiyor. Tartışma daha başlamadan bitiyor. Hüküm en başta veriliyor.
Bu yazı tam burada duruyor ve şu soruyu soruyor:
İdamı meşru ya da gayrimeşru yapan şey gerçekten adalet mi, yoksa gücün kendisi mi?
ABD’DE İDAM: HUKUK MU, GÜÇ GÖSTERİSİ Mİ?
Amerika Birleşik Devletleri, kendisini “özgürlükler ülkesi” olarak tanımlar. Fakat bu ülkede devlet hâlâ planlı biçimde insan öldürür. Üstelik bunu son derece soğukkanlı, steril ve bürokratik bir dille yapar.
İnfaz günü bellidir.
Saat bellidir.
Prosedür bellidir.
Mahkûm hangi ilacın hangi dakika vücuduna gireceğini bilir. Her şey o kadar “düzenli”dir ki ölüm neredeyse bir idari işlem gibi sunulur.
Bu yüzden ABD’deki infazlar küresel vicdanı sarsmaz. Çünkü bunlar “medeni”dir. Beyaz duvarlı odalarda olur. Tıbbi ekipmanlarla yapılır. Mahkeme kararına dayanır.
Ama burada kritik bir soru vardır:
Bir şeyi hukuka bağlamak, onu otomatik olarak adil yapar mı?
ABD’de idam cezası eyaletten eyalete değişir. Aynı suçu işleyen........