“Hu Hu Hu…”: Ninniler Bir Medeniyet Aynasıdır

“Hu Hu Hu…”: Ninniler Bir Medeniyet Aynasıdır

Gece yarısına yaklaşırken loş bir odada yankılanan o ses, belki de insanın dünyada duyduğu ilk musikidir:“Dandini dandini dastana…”“Uyu yavrum yine sabah oluyor…”Ve en derinden gelen o nefes:“Hu… hu… hu…”

Türk kültüründe ninni, sadece bir uyutma biçimi değildir. O; annenin duasıdır, korkusudur, sevgisidir, bazen de yorgunluğunu sakladığı sessiz bir sığınaktır. Beşiğin başında söylenen her ninni, aslında bir medeniyetin çocuğa ilk fısıltısıdır.

Ninni: Bir Milletin Hafızası

Anadolu’da ninniler yalnızca çocuk susturmak için söylenmedi.Onlarla çocuk büyütüldü, ahlak öğretildi, aidiyet duygusu verildi.

Bir annenin dilinden dökülen şu sözlere bakın:

“Dandini dandini dastanaDanalar girmiş bostanaKov bostancı danayıYemesin lahanayı…”

“Dandini dandini dastanaDanalar girmiş bostanaKov bostancı danayıYemesin lahanayı…”

Bu satırlar ilk bakışta basit görünür. Ama aslında çocuğun hafızasına ritim, ses ve sıcaklık bırakır.

Bir başka Anadolu ninnisinde ise anne, yavrusuna adeta dua eder:

“Uyu yavrum uyuSana kurban olayımMevlam seni korusunBen sana dayanayım…”

“Uyu yavrum uyuSana kurban olayımMevlam seni korusunBen sana dayanayım…”

Bu dizelerde sadece sevgi değil; tevekkül, teslimiyet ve dua da vardır. Çünkü Türk-İslam kültüründe çocuk, Allah’ın emaneti olarak görülür.

“Hu” Kelimesinin Manevi Derinliği

Tasavvuf geleneğinde “Hu”,........

© Mir'at Haber